Murat Kaya

Cuma, Haziran 10, 2005

Ah bir köşe yazarı olsam...

Mehmet Barlas'ın, son çıkan (yani ben askerdeyken çıkardığı) iki kitabını da aldım. Şimdi bakıyorum da.. Gazete yazarı olmasından mıdır nedir, tüm yazılar köşe yazısı gibi, kısa kısa yazılıp, kitap bölümlere ayrılmış. Gazetede köşe yazarlığı yapmak, durman gereken karakter sayısını bilmek midir? Yani, Mehmet Barlas şimdi kitap sayfası ile -mesela beş sayfalık bir yazı- yazamıyor mudur acaba?

Paralel şekilde düşünürsek, metin yazarlarının da 15 saniye ile 30 saniye arasında seslendirilebilecek kadar kısa yazabiliyor olmaları gerekir herhalde. Bir metin yazarını, köşe yazarı yapsalar, günlük yazısı bir "fıkra" kadar mı olacaktıır yani?
Acaba?
Şüphe mi var?
Olabilir.

Köşe yazarları kendilerini otomatikman, kendilerine verilen karakter kadar mı yazmaya ayarlarlar? Serdar Turgut da aynı yöntemi uygulattırıyordu en son ben askerdeyken, acaba işe yarıyor mu?
Buradan nereye bağlayacağım şimdi düşüncelerimi... Diyorum ki acaba köşe yazılarını okurken esneyen insanlar, neden onbinlerce karaktere tekabül eden ve daha kücük puntolu kredi kartı sözleşmelerini (ve benzeri sözleşmeleri) pür dikkat okurlar? Bu, yazarlara yapılan bir haksızlık değil midir?

Bence, bencilliktir. Kimse, beni (yani beni) bencillikle suçlamasın. Bencil değilim diyen, yalan der, zencilere zenci diyeni LL Cool J çizer.