Murat Kaya

Çarşamba, Haziran 22, 2005

Kadinbudu Kofte

Olayin gelisiminden baslayalim:

Bir haftasonu, elimde gazete, askerdeyim, gazino bolgesine yakin bir depoda, gazete okuyorum, mutfakci cocuklardan biri geliyor, aksam yemegindeki menuyu sayiyor, "kadinbudu kofte" lafi geciyor menudekiler pespese dizilirken. O sirada haftasonu ekinde okudugum yazinin altindaki anti-selulit kremlerinden birinin reklamindaki gorsel ile bu "kofte" kafamda bir araya gelince (hani su selulitli bolgeye portakal adini vererek, reklamda "deprem bolgesini" gosteren ilanlardan biri...)

Kulagima gelen "Kadinbudu kofte" sesi,
Gozumun onundeki "Anti-selulit" krem reklami,

Kafamda görüntüler birlesiyorlar.

N'oluyor peki?
O kofteye "kadin budu" adini veren amcayi veya teyzeyi dusunuyorum. Ya da hangi kurum o ismi koydu ise artik....

Kadinbudu koftenin o kabarik yuzeyi ile bir selulitin görüntüsünü (reklamdaki de tuz biber oluyor bu karmasaya) gozumun onunde benzetip, kadinbudu kofteye adini veren amcanin hikayesini dusunuyordum. Ya cok matrak bir amca, veya cok "cani".

"Sigara icer misin?" hareketi yapildi herhalde sonra bana dogru,
cunku bir dis etkenle dikkatim dagildi,
oturdugum yerde gazeteyi katladim,
cay almak icin disari ciktim.

Bu benzerligi not almamistim, ama hala aklimda kalmis.

Ha bu arada,
o gunden beri kadinbudu kofte yemedim. Yiyebilir miyim acaba?
Suphem mi var?
Olabilir.