Esinlenme, araklama veya hiçbiri...
Geçen sene ödül alan reklamlar arasında hatırladığım bir Arjantin Havayolları reklamı vardı. Az önce Varlık dergisinde okurken gördüğüm (2005 yılında ve dergi okurken görmem ayrı bir suç, kabahati kimsenin üzerine atmayıp suçu üstleniyorum) Sait Faik hikayesinden araklandığını düşündürttü bana. (Araklamak kelimesini de pek sevemiyorum hani..) Sait Faik'in Havada Bulut isimli hikayesinde (1951) bir küçük kızın (dergide Rum olduğu belirtilerek yazılmış, ayrımlara girmek istemiyorum, eskiden Rum kızları yazılırdı, sonra Rus kızları yazıldı, ardından Fransız kızları, son dönemlerde ise Rus, İngiliz, Amerikan, Arap... Bizimki de ne kız düşkünü edebiyatmış..) mahalle çeşmesinde kovaya su doldururken gökyüzündeki bir bulutun yansımasını görüp, su ile birlikte bulutu da eve götürme isteğinin kırılmasını anlatan hikaye bana direkt olarak Arjantin Havayollarının geçen seneki kampanyasını hatırlattı.
Arjantinlilerinki de, çatıdaki çocukların üstlerinden geçen bir uçağın gölgesini bir karton kutuya hapsetmelerini anlatan bir reklam filmi idi.
Esinlenme hatta biraz daha genç reklamcılar tarafından "arak" olarak nitelendirilebilecek bir şey öyle değil mi? Peki, eğer fikirleri, dünyaya benzetirsek, Robinson'un düştüğü adanın "özgün bir fikri" temsil ettiğini de kabul edersek... O halde sonradan ortaya çıkan Cuma'ya "arak ya da esinlenme" diyebilir miyiz? (HA? Size soruyorum!)
Sonuç olarak, iki veya daha fazla insan aynı fikri düşünebilir. Fakat (bu bahsettiğim benzerlikte de olduğu gibi) uygulamaya geçildiği zaman aynı şeyi yakalamış olmazlar ve dolayısıyla bu fikir seanslarından hiçbirisinde bulunmamış üçüncü kişiler ortaya çıkıp da işi yapanlara (fikri bulanlara ve kullananlara) "esinlenme" suçu ile yargıçlık yapamazlar. 1951'de yazılan hikayede bu fikir bir bulutu, su kovasının içine hapsedip eve götürmek isteyen bir kız iken, 2004'de (2003 de olabilir) uçak gölgesini bir karton kutuya hapseden Arjantinli veletler de birbirinden farklı uygulamalardır.
Hepimiz resim çizerken denizi mavi renkte boyarız, kimse de "esinlenme" diyemez buna. Denizi siyah yapan biri çıkarsa (yeni bir fikir olarak) sonradan denizin kirli olduğunu anlatmak isteyip de denizi siyah renkte boyayan tüm ressamlara "arak" diyen zırtopozlar da çıkacaktır.
Ayrıca (esinlenme suçu ile yargılanan kişi) başkasının düşünce seanslarının kıçına "esinlenme" diye etiket yapıştıran kimselere sorar: "Sen ne yaptın bakalım?" diye. Öyle değil mi?
Bu soruya, net bir cevabınız varsa, esinlenme suçu ile suçlayabilirsiniz insanları, hatta "çaldıklarını" bile ispat edebilirsiniz. Ya da genç nesil veletlerin dediği gibi "arak"...
Kelimenin başına, alfabenin sonlarından bir harf ekleyip sana geri gönderdiklerinde "ah acıdı" dememek kaydı ile...
Yabancı reklamlara özenip de sektörün sokulduğu halden dem vurmak üzere başladığı yazıyı, memleketine hakaretlerle bitiren sektör insanlarına bir sözüm var: Hiç Trevor Beattie'nin, kendi işleri üzerine konuşmak yerine başkalarının yaptıkları işlere kulp taktığını gördünüz mü? O halde, neden kendi işlerinizi geliştirmek yerine başka insanlara (hem de hayat boyu hiç tanışamayacağınız insanların işlerine) laf geçirme derdindesiniz ki?
Sakin ol. Şşş. Sakin.


2 Comments:
ben o arjantin havayollarının reklamını arıyorum :(
By
irem kantekin, at 11:24 PM
arşivimde duruyor olması lazım. bulabilirsem, iletirim.
By
Murat Kaya, at 1:01 AM
Yorum Gönder
<< Ana Sayfaya Dön