Murat Kaya

Çarşamba, Ekim 26, 2005

ARABA SEVDASI

Recaizade Mahmut Ekrem'in romanı taa o zamanlardan beri yazılmaya devam ediyor. - Yani ben gözlemleyebiliyorum hala o romandakilerin yaşandığını- demek ki geleceği iyi yakalamış bir roman diyebiliriz ya da "yokmuş o zamanların da bu zamanlardan farkı" diyebiliriz...

Çok derine dalmadan -bir yüzüp çıkacağım- incelenesi bir vak'a aklıma geldi. BU da diğer postlar gibi "uzun zamandır yazacaktım da şimdi aklıma gelmişken yazayım dedim" havasında olacak.

Hiç, üstü açık bir spor araba ile şehir içinde gezdiniz mi?
Yaşım küçük daha, kendi arabam değildi, sağolsun kuzenlerim tattırdı o duyguyu bana. Sürerken, etrafa çok bakıp gözlem yapamadım ancak yanımızdan gelip geçen arabalar tam bizim hizamızda gaza basıp gürültü yapıyorlardı. "Haydi var mısın yarışa?" dermiş gibi..

Bu dürtü, beni etkiledi -hatta dürttü de diyebiliriz-. Neden yani? Neden? Erkeklerin "catfight"ı da bu mu oluyor? Ya da arabanın üstü açık olduğu ve sürücüyü görüp de "dişine göre gördüğü" için mi gaz pedalıyla bir anda ilişkiye girme ihtiyacı hisseder bir insan? Mesela bu araba bir Lamborghini olsa (üstü kapalı) ve göremediği sürücüye de aynı davranışı sergiliyorlar mıdır?

Aklıma bir de şöyle düşünmek geliyor. Tank-top giymiş bir genç kadının, yolda yürürken yanından geçen kadınların orasını burasını düzeltmeye başlayıp, bir yandan da geçen kadını gözlemeleri gibi birşey mi? E dedik ya, "catfight" diye.

Kramer olsaydı da titreye titreye bir "catfight" deseydi. Ha hayt.