Murat Kaya

Perşembe, Ekim 20, 2005

başlığa tavşan

Şu otomatik sloganlara-başlıklara gece yattığımda tekrar döndü zihnim. Post'ta yazdığımdan daha fazla olmalıydı bu tip başlık sayısı diye düşündüm. Aklıma "bilmemne DÜNYASI" adı ile açılan mağaza isimleri geldi ek olarak (her şehirde, her semtte vardır mutlaka birşeyin dünyası olan mağaza). Her şeyin bir dünyası var artık. Hatta "Silah Dünyası" isimli (s)atış mağazası da(bunlara atış ve avcılık, askercilik, mafyacılık oynama ürünleri diyebiliriz herhalde) eve dönüş yolumun üzerinde açılmıştı geçtiğimiz yıllar içerisinde. Yakında herhalde eczaneler de "İlaç Dünyası", Vergi daireleri "Vergi Dünyası" okullar da "Eğitim Yuvası" adı altında toplanmaya başlayacak. Genelevlerin de adı "Aşk Dünyası" olursa, oturup ağlamayın.

"Kalitenin Adı" başlığına bir rakibin çıkıp da neden "Kalitenin Soyadı da biziz. Adlar değişir, soyadlar bakidir" şeklinde cevap veremediğini düşündüm. Bunu etkileyen "birisini takip ediyor gibi görünmek" korkusu olabilir. Ancak bu korkuyu yaşayan insanlar neden başkasında gördüğü ve "karizma" bulduğu sivri burunlu ayakkabı giyer mesela (erkekler için diyorum). Veya, başkalarında oldukça sık gördüğü için Nokia telefonu tercih eder (fiyat, maliyet, avantaj, kullanım kolaylığı değildir tercih ederkenki sebep), "kalite" kelimesinin ardına sığınılır daha çok. Fakat, hayatında başka telefon kullanmamış ve hatta eline alıp doğru dürüst incelememiş insanların "kalite" lafı ardında herkesin kullandığı markaları izlediği bir dünyada ben yukarıda bahsettiğim başlıkları rakibe göre oluşturma korkusunu anlayamıyorum.
Elbette bu dediğim "reklamı sadece reklam olsun diye yapan", "on sene sonra bu işi yapmıyor olsak da olur, başka işlerde paramızı kazanalım da yeter" düşüncesiyle üretim yapan firmaların reklamlarından bahsediyorum.

Peki genişleteyim. Ortaya çıkan her trende göre iş alanını değiştiren bir firmaya reklam yapmanın amacını da düşünüyorum. Mahalleye yeni taşınan bir ailenin "biz burada oturuyoruz artık, haberiniz olsun" diye bas bas bağırması ve ilk gelir artışı veya gelir kaybı yaşadığı anda o semti terketmesine benzetiyorum. Neredeyse her sene ev değiştiren bir ailenin "mahalleye taşındık" diye reklam yapmasına benzetiyorum. Bırak bir seneyi, bir ay sonra orada, o isim ile olmayacağını bilmediğim bir firmayı tüketici ne yapsın?
Koskoca alışveriş merkezlerinin olduğu bir pazarda, semt pazarındaki tezgahlar gibi algılıyorum ben bu durumu. Semt pazarlarında bile, yıllardır aynı sokakta, aynı yerde, aynı tezgahı kuran pazarcılar vardı çocukluğumda (şimdi de vardır elbet). Bravo onlara, istikrar demek bu ve alışverişini ondan gönül rahatlığıyla yapabilirsin. Konumuz, her hafta, bir vole vurmak adına, farklı pazarlara gidip, bir daha tüketicinin karşısına o şekilde çıkmayacak pazarcılara benzettiğim firmalar. Bir hafta tezgahta patates, ertesi hafta başka pazarda salata, ayni pazarda ertesi hafta tekstil ürünleri satan cinsleri kastediyorum. Logosu her yıl değişen, sadece para harcamış olmak, hatır için yıllıklara kataloglara reklam veren veya daha kötüsü "her sene bir reklam ajansından kız düşürme" yarışına girdiği için reklamveren olmuş şirketlere takıkım bu aralar.

Neyse, bir de "bokpüsürde Kalitenin Yeni Adresi" başlığını "vurucu, iddialı ve güçlü bir söz" bulan başlıklara da ben olsam : "Adres Değişikliği" ilanı verirdim rakip firma olarak. (En azından ortalık şenlensin. Madem maçın tadı yok, bari gol izleyelim felsefesi ile) devamına da "Ivır zıvırda Kalitenin Adresi Değişmiştir lütfen not ediniz...." diye bırakırdım.

Eh, "Prezentabl Maymun Aranıyor" diye ilan oluyorsa, böyleleri neden olmasın aynı ülkede? "Çok sesliliğe ihtiyacımız var" derken kimse çoksesli korolardan bahsetmiyor, bu tip bir çokseslilikten bahsediyor. Şu anda dinleyen yok çünkü o koroları. Ancak biri alıp yeniden şekillendirir ve sunup köşeyi dönmezse yine bu koroları kimse dinlemeyecek. Eh, onu da bekliyorum. Kim koroları tekrar müziğe kazandıracak? Senfonik Rock'la bile buluştu insanlar, çok sesli koroları neden dinlemesinler, öyle değil mi?

Unutmadan, "Erkeksen Yenibosna'ya Gel" başlıklı ilan, dikkatimi çekti. Alkışlıyorum. Fazla derine girmeye gerek görmedim. Fakat, ürünün sadece giyim olduğunu hatırlıyorum o kadar. Yenibosna'nın neresi, marka neydi ve mağazanın adı neydi sorularının cevaplarını veremiyorum kafamda, çünkü ilanı görmüyorum.

Reklamlar da, forward (ileti) mailler gibi oldu demek bizim için. Çok etkileyeni bile birilerine gösterip ilettikten sonra unutup geçiyoruz. Çünkü biliyoruz ki, "otobüsler nereden kalkıyor?" sorusuna cevap verecek birileri daima var ve kimse de "bilmemne otobüsleri şuradan kalkıyor" diye bir ilan verme ihtiyacı hissetmiyor..

Güzel.