Murat Kaya

Çarşamba, Ekim 19, 2005

otomatik sloganlar

Bir reklamcının, en uyuz olduğu (uyuz değilse bile uyuz olması gerektiğine inandığım) başlıklar serisi düşünüyorum. Mesela "Kalitenin Adı". "bilmemneyde kalitenin yeni adresi". "bokpüsürde KALİTE"... Hele "vıdı vıdıda KALİTENİN YENİ ADRESİ"...

Cinnet geçirtici başlıklar. Başlıklarda "kalite, adres, ismi, adı, sanı, cibilliyeti, sülalesi.." gibi laflara oldum olası gıcığımdır. Fakat hala karşımıza çıkmaya devam eder bu başlıklar.

Sebebini araştırıyorum. Bir kaç sebebi var;
1. Müşteri, ona sunulan başlığı sevmez ve "kendince havalı" olan yukardaki başlıkları kendisi dikte ettirir. Bu başlığa ne yorum yapılırsa yapılsın duymaz, algılamaz. Hatta düzeltene kızar.

2. Ucuz reklam metodları ile reklamveren olan bir firmadır. Firmanın bir amacı yoktur, ne sattığını belki kendi bile bilmiyordur, beş yıl sonra var olup olmayacağından bile emin değildir, ıssız bir adada kalsa yanına alacağı üçün biri midir gibi soruların cevapları olmadığı için, ilanlarında bir metin de olmaz ortada. Başlığı da o ilanın yayınlanacağı mecradaki "tip" kim ise o koyar. Ve ne tesadüftür, hep yukarıda adı geçen kelimeler ve cümleler kullanılır ilanlarda. Biz de bakar ve küfür ederiz. Reklamveren ise utanmadan onu rakiplerine gösterir, hava atar "bak, benim reklamım" diye.

3. Müşteri, ilan verdiğinin bile farkında değildir. Çünkü akşama gidilecek halı saha maçı, karşı komşu fabrika Hayri abinin tavla turnuvası, yeni sekreteri, katalog çekimi için getirdiği mankenleri vardır. İş kolu olarak ilgi alanına bu sayılanlar girdiği için ilana da önem vermez. Ve yine aynı kafadaki biri alır; "Abi bak ne süper başlık?" diye koyar bu yukardakilerden birini. O da "afferin valla bu işlerden anlıyo bu çocuk" der ve reklamveren olmak isteyen diğer arkadaşlarına da bu çocuğu tavsiye eder.

4. Ondan bundan habersiz, sadece "dostlar reklamda görsün" havasındaki reklamverenler ise, "okumuş , yabancı dili olan çocuklar" diye aldıkları elemanlarına iletirler bu işi. O zibidiler de tutar böyle laflar üretip, sonra kendi aralarında "ulan ne güzel laf yazdık ama" diye kutlama yaparlar.
Gözlerimle gördüğüm için rahatlıkla söyleyebiliyorum. Bunlar metin yazarı, creative director falan da dinlemeyen "amirinin" adamlarıdır. Hiç dalaşmadan halının altına doğru süpürür gibi yapıp ezilmesi gereken böceklerdir.

p.s. Gıcık olduğum kelimeler arasında; Kalite, Amir, Müdür, Genel Müdürlük, Adı, Eğitim, İnsan Kaynakları (eski personelcinin evladı söyleyince bunu, ağzına bir tane çakasım geliyor da) .. Amir kelimesinin ayrı bir yeri vardır bende, ilkokuldan beri gıcık olduğum tarihi bir kelimedir.
Kalite kelimesine, üniversite yıllarında kıl kapmaya başlayıp, Kalite Kontrol ile ilgili derslerde part time uyuzluk yaşayıp, mezun olduktan sonra karşıma çıkan hödüklerin bazı markaların kaliteli, bazılarının kalitesiz olduklarını "ÜRÜNÜ HİÇ KULLANMADAN" hatta bırak kullanmayı "GÖRMEDEN" kalite kontrolüne sokmaları ile iyice ifrit oldum.

Şimdiye kadar bir defa "kalite" kelimesini zorla kullanmak zorunda kaldım. Onun da ne Türkçesini bıraktım, ne İngilizcesini. Huzurluyum. İstedikleri kelimeyi kullandım, ama hiç tahmin edemeyecekleri bir şekilde. Bir kaç defa red yiyip dönmesine rağmen hala kullanılıyor o ilan. (isim vermeyeyim)
"Konforun Adı" ise cinnet konusu bir hatıradır benim için.

Eğitim konusu ise bambaşka bir deryadır. Gireceğiz o sulara da...

Çok mu saldırgan oldum acaba?