Murat Kaya

Salı, Kasım 29, 2005

Curb Your Enthusiasm

Digitürk'üm olmadığı için Türkiye'de de yayınlandığını yeni [Bir ay kadar önce] öğrendim. Aslında ben TV de seyretmiyorum, yani olsa da farketmem için saatlerimi gömmem gerekirdi ekran karşısında haberimin olması için. Multimedia bize, başkaları tarafından kontrol edilen "TV" fikrinden kurtulmayı getirdi. İstediğimiz zaman istediğimiz şeyi dinleyip seyredebilelim diye. Tuvalete ne zaman gireceğimize biz karar verelim diye. Reklam-arası beklemeyelim diye. (Reklam arası=tuvalet dolayısıyla reklamcılık bence çok hırpalandı. Onca zamanınızı verip de hazırladığınız işler ve yatırım bir kaç santimetre küp sidik yüzünden çöpe gitti. Gidiyor. Gidecek.)

Larry David, Seinfeld sonrası sıkılmış herhalde ki Seinfeld'in devamı yerine geçebilecek Curb Your Enthusiasm'ı hazırlamış. Bu benim düşüncem. Friends, Joey'in hikayesi ile devam ediyor. Seinfeld de "gerçek George"un hikayesi ile.

Seinfeld ile arasındaki en belirgin fark, Curb Your Enthusiasm'ın karakterlere bağımlı olmaması. Larry'den başka karakter yok denilebilir. Seinfeld'in Kramer'sız bir bölümü iş yapamazdı. Karakterlerin hepsinin hikayeye katkısı vardı. Larry David bu sefer tüm hikayeleri kendi üzerinde topluyor. Curb Your Enthusiasm'da (CYE) Larry'nin "aksi" dünyasında olmayacak şeyler başına geliyor. Basit hikayeler yine. Karmaşaya mahal vermeyen "basit"lik. Kim demişti "Sadelik, karmaşadan çıkar" diye? Doğru demişti.

Larry'nin kafası o kadar karışık ki. Arkadaşının annesine doğum günü hediyesi olarak aldığı güneş gözlüğüne "hediye paketi" yaptıramayacağını öğrendiği zaman karşısına çıkan her insana "nasıl hediye paketi yapabileceğini, hediye paketi için gerekli malzemeleri nereden bulacağına" dair sorular soruyor. Benzin istasyonunda bir adam "Hepsini Hallmark'ta bulabilirsin" der. "Peki Hallmark nerede?" diye sorunca Larry, adam durur ve "Bilmem" der.
Aklıma Cevahir geldi. "Avrupa'nın en büyüğü, dünyanın ikincisi" derler .. "Hmm peki nerede?" diye sorarsınız. Cevap gelir: "Bilmem! Internetten bakalım."
Oraya ulaşırsak, her şeyi bulabiliriz. Ama "ORASI" nerededir ki?

"İdeal Toplum" gibi bir şey olsa gerek. Adı var, kendisi nerede? Gören-bilen yok. Muadili var ama... Yok yok Midilli değil. Muadili.

Larry'i takip ediyorum işte. Tek tek incelemiş olacağım CYE'nin bütün bölümlerini. "Her bölüm için ayrıca post yazmaya değer mi?" diye düşündüm.. Sonra vazgeçtim. Aradan bir kaç bölüm alıp "bloglamak" yeterli olacaktır herhalde.

Larry'nin zevk için bir Toyota bayiinde satış elemanı olarak çalışması güzeldi mesela. Bir satışcının neler yapmaması gerektiğini gösterir. Önce isminizi sorar. Sonra "aa annemin adı," "aa eniştemin adı," "aa kaynımın ismi" gibi teknikler uygular... Larry bundan şovu için mizah çıkarır, bir satış elemanı teknik kapar ya da [dışarıdan nasıl göründüğünü daha iyi anlayıp] teknik bırakır. Murat izler, post çıkarır. Senarist izler, diyalog çıkarır. Bir kız izler, ne "giyilmemesi gerektiğini" çıkarır. Bir adam izler, kanal değiştirir. Bir genç eleman izler "off arabaya bak" der. Bir araba satıcısı izler "kar marjı düşük, yapılmaz öyle satış" der karısı döner "e dizi bu ama" der... falan da filan.

"Sürümden kazanıyor bunlar anladığım kadarıyla, kar marjı çok düşük" dedi geçen gün biri Mephisto'da ben kitaplara bakarken. Yanımdan geçtikleri sırada sarf etti bu cümleyi, o yüzden duymak zorunda kaldım. Dönüp "nasıl bir görünüşe sahiptir bu cümleyi kuran zihniyet" diye inceledim. Kitabevi açıp da "köşeyi dönmeyi" planlayan bir tip görünümü hem verdi hem de vermedi. Ne olduğunu çözemedim, döndüm önüme. Baktığımı, kendilerini incelediğimi farketmediler. Halbuki ben girdikleri her mağazanın "yatırım planlarını bir bakışta görüp, çözen ve 'batıp-batmayacağına' dair görüş bildiren tiplerden mi" acaba diye bakmıştım.

İki kız kozmetik mağazasına girer. Bir tanesi "Ay valla bunlar çok pahalıya satıyor, kimse almaz ki buradan. İflas eder burası" der.
İki çocuk köfteciye girer. Bir köftenin maliyetini, bir ekmeğin ücretini ve etin kilosunu hesaplayıp ödedikleri hesaba bakıp oranın "çok fazla kar ettiğine" karar verdikten sonra "açacaksın böyle bir yer, döneceksin köşeyi" sohbetine girerler.
Herkes elbet yapar bu sohbetleri. Biz de yaptık. Bir hamburgerci zinciri kuracaktık. Formülü alacağımız amca formülü bir kağıda bile yazmadan öldü, çekti gitti bu dünyadan. Fakat şimdi farkettim de, biz "kâr" üzerinden değil de "lezzet vaadi" üzerinden düşündüğümüz için mi başaramadık acaba?
Gerçi "kâr" fikri üzerinden gidenlerin de bir şey "açtığını" görmedik daha..

Ya düşündüm de... İddaa bayii açsak....