Murat Kaya

Çarşamba, Kasım 23, 2005

Ecstasy Club - ikinci parti

"Bir zamanlar biri, Amerikan halkının zekâsını küçümserseniz, asla parasız kalmazsınız demişti."

Gruptaki elemanlardan biri, Piyano Fabrikası'na yerleştikleri sırada kendisine gelir sağlamak amacı ile bir yöntem uyguluyor. Hani internette dolanan "zincirleme mektuplar" benzeri bir formül ile halktan para topluyor. Kahramanımız, arkadaşının böyle bir yol ile büyük paralar kazandığını öğrendiği anda bu sözü sarf ediyor.

Sayfa 31'den grubun bir araya gelip de "fikir teatisi"nde bulunduğu anlardan birinde edilen bir söz. Grateful Dead ve Pranksters üzerinden...
" 'Ölüm' temasını istedikleri kadar satabilirler, ama ancak toplumsal bir talep olduğu sürece başarılı olabileceklerdir."

Sayfa 69'dan... Piyano Fabrikası'ndaki partilerin başladığı sayfalarda kahramanımız ile partileri pazarlayan elemanlardan bir tanesi arasında geçen diyalogdan...
"... Caddelerdeki avı sonunda bulduğu insanlar kapıda belirdikçe onları gösterip yanına koşuyor; PF'nin (piyano fabrikası) tam da onlara anlattığı gibi bir şey olduğunu vurguluyordu.
'Asıl mesaj, pazarlamadır' dedi bana, meşhur McLuhan sözünü uyarlayarak. "Herkes buraya farklı beklentilerle geldi, ama sonunda hepsi de aynı şeyi istiyor. Doğrudan ilgi çekmek ve kendi arzularının ürettiğini düşündükleri bazı şeyleri de satmak. Biz onları kendi üstbenliklerine çıkarıyoruz. Bize bunun için para ödüyorlar. Ne güzel."

Sayfa 92'ye geçiyoruz. Bu sahnede Piyano Fabrikası'nda yaptıkları partilerin polis tarafından engellenmemesi için "resmi otorite" ile iletişime geçiyorlar. Kahramanımız, grubun iş bitiricisi olduğu için tüm resmi işlerle uğraşmak O'na düşüyor. Gruptan, Parrot ile emniyete gittiklerinde Laruso isimli komiseri bekledikleri sahne....

"....Laruso lütfedip bizi görmeden önce yirmi dakika bürosunun lobisinde bekletti. Oturduğumuz divan yere o kadar yakındı ki, dizlerimiz neredeyse çenemize değiyordu.
'Bu bir psikoloji tekniği,' diye fısıldadı bana Parrot, sekreter şüpheli şüpheli bize bakarken. 'Michael Korda'nın GÜÇ adlı kitabında okumuştum. 'İnsanları bekletin' yazıyordu, 'onlara kendilerini küçük çocuklar gibi hissettirin.' Bunun seni etkilemesine izin verme. Unutma, eğer bu kadar ucuz bir tekniğe bile ihtiyaç duyuyorsa, onsuz kendini son derece iktidarsız hissediyor demektir......"

Bu pazarlık ve "rüşvet" seremonisininin ardından kahramanımız rüşvet ödediği komisere teşekkür ettiği sırada düşünür....
"Beni soyan herife bir de teşekkür ediyordum! Sağ olun efendim, bir daha geçirir misiniz lütfen?" Yoksa bizim Ecstasy Club bir rüşvet ve utanç zemini üzerine mi kurulmuştu? Yoksa insan türünün gelecekteki evrimi dediğimiz şey, aynı türün en dejenere olmuş halinden mi mayalanacaktı?... "En iyi gübre boktan yapılır Zach, unutma" dedi Parrot......."

Ha ha. İşte bu güzel. 12.ncü bölümün ilk cümleleri. Son cümle üzerine bayağı bir düşünce mesaisi yaptım....
"Öğleden sonra saat dörde doğru Kirsten'in oyuncu arkadaşları geldi ve sadece iki kişi olmalarına rağmen bizi deli etti. 'Biri lütfen şu yara bandını takabilir mi?' diye bağırdı oğlan. 'Elim uf oldu ve canım yanıyor.' .. 'Pudra. Pudra. Pudramı unuttum!' diye bağırıyordu kız elinde bigudilerle. Kendini paniğe kaptıran gergin bir oyuncu rolü yapıyordu. / Ona bir kutu ilaçlı pudra getirdim. Kız profesyonel oyuncu rolü yapmak için o kadar çok enerji harcıyordu ki, sahnedeki rolünü yapabilmek için enerjisi kalmıyordu geriye....." (Bu cümle beni neden bu kadar düşündürttü açıklayacak kelime bulamıyorum.)

Sonra devam ederiz. Tüm bu alıntılar Douglas Rushkoff'un Ecstasy Club adlı romanından alınmıştır. Sabri Kaliç çevirisi kitap, Stüdyo İmge tarafından Mart 2002'de basılmıştır.