
Bir kitabın en sevdiğim yeri, kapağı açtıktan sonra karşınıza çıkan; kitap ismi, yazarı ve varsa çevirmen isminin yazıldığı kısım. Hele kitap ikinci hamur kağıda basılmış ise... O sayfayı açar dakikalarca bakarım. [İmza sayfası da denebilir buna. Akla takılan bir başka nokta; yazarların neden kitabın kapağını değil de içini imzaladığıdır. Futbolcular ve şarkıcılar, resimleri ve topları imzalarlar ama yazarlar "örtüyü" kaldırıp imzalarını oraya çakarlar! İlginç.]
Mary Wells Lawrence'ın "Bir Koca Hayat" kitabını okumaya devam ediyorum. "O" sayfaya takıldım yine. "Rich Dad, Poor Dad" devam ediyor. Branson'ı okumayı uzattıkça uzatıyorum. "Çöpteki Çiçekler" aralıklarla okunuyor.
Bir şeye daha karar verdim bugün. "Who's The Boss" diye bir dizi vardı hani eskiden. O dizi ile, daha doğrusu Angela Bower ile Mary Wells Lawrence arasında benzerlikler yakalamaya başladım. Bildiğim kadarıyla bu dizinin ardından Judith Light (Angela Bower) kanserle boğuştu. Mary Wells Lawrence'ın da kansere karşı bir savaş verdiğini kitabın arka tarafından öğrenebiliyorum.
Bir ortak taraf daha yakaladım şimdiye kadar. Mary Wells Lawrence, kurduğu ajansta annesini telefonun başına oturtuyor. Angela Bower'ın da Who's The Boss dizisinde kurduğu ajansta, annesi sekreterlik görevini üstleniyor.
Benzerlikler dikkatimi çekmeye devam ederse, teorimi oluşturacağım. Şimdi, tekrar kitabıma dönüyorum. [Bu saatlerde kitap okumayı seviyorum.]
Sayın Haluk Mesci'ye de bu kitabı çevirdiği ve raflarımıza kazandırdığı için teşekkür ediyorum.
"I'm enjoyin' it." :)
Kitabım çıkarsa bir gün piyasaya, imzalamam istendiğinde direk kapağı imzalayacağım. Asetat kalemi (CD kalemi diyen de var) bu işi çok güzel yapar...
[Who's The Boss cast picture taken from http://www.nostalgiacentral.com/images_tv/whoboss2.gif]


0 Comments:
Yorum Gönder
<< Ana Sayfaya Dön