Murat Kaya

Cuma, Şubat 10, 2006

Levi's Müzikleri


Fatboy Slim’in “klipleri” ünlüdür, bir başkadır, farklıdır demiştim ya. Hâlâ aynı fikirdeyim. Ekliyorum...

Levi’s da “reklam müzikleri” ile başkalaşmış bir markadır. Bu husus, Clinic’in “The Second Line” müziğini kullandığı, metroda geçen, bir kızla bir erkeğin, sırayla oralarını buralarını göstererek bir nevi sidik yarışı yapmalarını izlediğimiz reklamı ile ilgi alanıma girmişti. Clash’in “Should I Stay or Should I Go” şarkısını kullanan reklamı yarım yamalak hatırlıyorum, o daha eskiydi tabi metrodaki reklamdan. Shaggy’nin “Boombastic” şarkısı ile BBH tarafından yapılan Levi’s reklamı da taze sayılır. “Boombastic” lafı otogardaki çığırtkandan, marketteki kasiyere kadar herkesin diline dolanmıştı zamanında. TV’lerde en son karşıma çıkan Levi’s reklamı ise, mahalle arasına park etmiş bir Volkwagen minibüste (Transporter değil, 70’lerin Hippi minibüsü) gitarını gıcırdatan genç adam ve onu izleyerek dondurmalarını yiyen mahalle kadınları ile ilgiliydi. Geçen seneki, duvarları delerek yarışan kızla oğlanın olduğu film sanırım Türkiye piyasasında daha iyi anlaşıldı. Konu dağılmasın, müziklerden kopmayayım...

Yıl 2000’in ilk zamanları idi. 99’ların sonu da olabilir. O iki sene, bende “karışıyor”. Levi’s reklamlarından biri daha çıktı piyasaya. Her taraflarını bükerek ortalıkta dolaşan gençleri izlerken insanlar, ben daha çok fonda çalan müziğe odaklanmıştım. Bir de gece mesailerimin birinde MTV’de şarkının klibine rastlayınca Pepe Deluxé ile tanışabilmiştim. O sıralar Denizli’de ikamet etmekteydim, bulamadım doğal olarak Denizli’de Pepe Deluxé’ü. İstanbul’a gelip gittiğim sırada yaptığım araştırmalar da sonuçsuz kalmıştı. Denizli’ye döndüğümde bir gece gelen telefon yetişti imdadıma. Londra’dan bir telefon. “Murat, istediğin bir şey var mı buralardan?”. Olmaz mı? “Pepe Deluxé’ün kaç albümü varsa kap gel bana.”

İlk albümleri imiş. Levi’s reklamında duyduğum şarkı “Before You Leave” imiş. Albümleri oldukça sağlamdı. Hatta bir şarkıları daha var reklam aleminde kullanılan “The Beat Experience” isminde. Fakat hangi reklamlarda rastladığımı şimdi hatırlayamadım. O şarkı da çok iyi gelmişti. 60’larda çekilmiş The Avengers’ı (diziyi), 2050 yılında izlemek ve hayran olmak gibi bir his, sanki. Şarkı modern enstrümanlarla üretilmiş ancak 60’ların bilim-kurgu tadı var ya da, işte, dediğim gibi, The Avengers izlemek gibi.


“...Slowly, I have the feeling, that we’re going nowhere, unless, we’ve prepared to accept the journey and forget the destination.” Şeklinde bir bölüm vardı şarkının içinde. Tüylerimi diken diken etmişti o kısım. Metni, robot gibi bir okuyuşu vardı...

Neyse, Levi’s müzikleri, bunlarla sınırlı değil elbette. Ama bazı grupların bilinmesinde çok büyük etkisi olduğu kesin. Mesela Pepe Deluxé “Beatitude” isimli ikinci albümünü bile çıkardı. İlk albümün tadında. Güzel yani.

Müzikleri ile fark oluşturan başka bir marka düşündüm bir an. Aklıma gelmedi şimdilik. Blur’un “Crazy Beat” single’ını da ilk olarak Levi’s reklamı ile duymuştum. Yıllardır beklenen albümleri idi. “Crazy Beat” de ilk single’ı idi. “Kudurmuş” arabasının peşinden koşan kovboy müsvettesi elemanın olduğu filme güzel gitmişti. Arabayla rodeo, iyi fikir. Ama ben almayayım.

Sonuç; Levi’s iyi yapıyor. Böylesi güzel. Aferin Levi’s.