Murat Kaya

Perşembe, Şubat 23, 2006

Negatif (-)

Virüs mü arıyorsun? Negatiflikten daha etkili bir virüsü kimse yazamaz.

Kendi rızanla bedenine aldığın tek virüs; negatiflik.

Sistemine girer girmez seni avlıyor. Anti-virüs yazılımın da yok. Olsa bile (kişisel gelişim kitapları desek..) yine senin negatifliğinin süzgecinden geçmek zorunda.

Negatifliği her yerden kapabilirsin. Dışarı çıkıp etrafına bakman bile yeterli. Dünyanın her yerinde var bu. Sadece "sağlıksız koşullarda" yetişmiyor yani bu negatif virüsü.

Bir insanı yok etmek isteyen de bu virüsü kullanıyor.
Bir sektörü bile ortadan kaldırabilirsin bununla. Parayı güç olarak görsen bile, o güç negatiflik virüsüne dayanamaz. Sağlık mı dedin? Hiç ağzımı açtırma. Sağlıklı bünyeni bile yok eder.
Bir ülkeyi hatta bir kıtayı bile ortadan kaldırabilirsin negatiflikle.
Haritada görünüyor olması yetmez bir ülkenin varlığı için. Yani sen istediğin kadar, "haritada dükkan aç". Negatiflik gelir seni de bitirir. Dükkanın yerinde durur ama sen durur musun bilmiyorum...

Negatiflik seni tepkilerinde bile yakalar. Muz kabuğuna basıp düşen adama gülersin. Aynı negatiflik sana, muz kabuğuna basıp düşen kişi "sen" olduğunda bile gülmeni öğretebilir. Peki durup düşünür müsün "gülmek zorunda olup olmadığını". İlla "tepki" mi vermen gerekiyor?

İlkokulda 8'den 10 çıkmayacağını öğrenip iki sene sonra -aslında- çıkarabileceğini ve sonucun -2 olacağını öğrendiğin zamanlarda bile vardı "negatiflik".

Negatifsen, sana "çıkmayacağını" öğretene düşman kesilirsin. "Çıkacağını" öğretene de hayran olursun.

İlla taraf tutmak zorunda mısın peki?

Düşündün mü hiç, tepki vermek zorunda mısın? Verdiğin tepki ile, sen karşılaşsan nasıl tepki verirdin? Bunu hiç düşündün mü?

Aynalar sana, seninle ilgili, yüz yıllarca yalan söyledi. Kameralar çıkana kadar kendini göremedin aslında. Kamerada gördüğünü de çok nadir olarak beğendin. Tersinden gidip hesap edebileceğin bir denklem değildin ki sen. Portreni çizen ressama da güvenemezdin, çünkü o da "gördüğünü" değil "duyguları ile gördüğünü" çiziyordu sana. Peki hiç geriye dönüp, aynalara yalancı diye tepki verdin mi? Hayır, vermedin. Çünkü henüz sıra ona gelmedi.

Bir gün birisi çıkıp sana, sıranın "ona" geldiğini söylemedikçe tepki vermek belki aklına bile gelmeyecek. Ama sen "tepki vermeye" devam edeceksin.

Negatif tepki vereceğine, lanet olsun, hiç tepki verme.

Negatiflik senin en zararlı mal varlığın. Biriktikçe arttığını düşünüyorsun. Bok biriktirip zengin olduğunu zanneden, sırası geldiğinde herkesin "tepki" göstereceği bir cesetsin aslında sen. O dediğin ancak "boklar ülkesinde" fayda verir sana.

Şimdi git ve boklarını temizle!
Burası negatiflikten kusmak üzere. Negatifliğe ihtiyacı olana sat sen hepsini. Satamazsan da, yak gitsin. Bayatlamamış hali bile leş gibi kokuyor zira.