İşin Ses Boyutu
B.K. Yaş 27 , mesleği marka analistliği.
Şiirle aşırı derecede içli dışlı bir millet olduğumuz için sanıyorum, reklamlarımız/müziklerimiz/filmlerimiz kurdukları "cümleler" ile anılırlar. Filmin ne anlattığından çok "hangi cümleler" ile anlattığına bakılır. Müziğin melodisi pek önemli değildir çünkü ıslıkla çalınmasa da olur ama sözleri aşırı derecede önemlidir [buna rağmen hâlâ abuk şarkı sözleri ile müzik yaparak "tutulmayı" bekleyen onca şarkıcı çıkmaya devam ediyor, çözebilmiş değilim.] "Belki de şeytanın bacağını vura vura kırarız bir gün" diye düşünüyorlar... Mümkündür.
"Onca şarkıcı varken, neden seni dinleyeyim" sorusu müziğimizde daha yeni sorulmaya başlandı. Çünkü şimdiye kadar TSM/arabesk/THM arasında çok fazla şarkıcı "markası" yoktu. Rock desen, "üç beş kişinin heyecanı" olarak devam ediyordu. Rap mi? O daha yeni girdi ülkeye (sanıyorlar, çoğu genç) ama dünya rap rüzgarıyla kavrulurken Türkiye'de rap müziği bile vardı. Şimdikiler ise Limp Bizkit'in daha çok "Limp" hali.
Şarkıcı sayısı artınca, gruplaşmalar başladı. "Ay ben Sezen Aksu'dan başkasını dinlemeeeeem" diyenler, "Ay Ceza çok kuuğl adam ya, çok başarılığ" diyenler, "Tarkaaaan" diye bağıranlar arasında bölüşmeler oluyor. Pazardaki rekabet koşulları diyelim bu ayrılıklara.
Peki burada, tezimi destekleyecek ne var? Şu var: Sezen Aksu, bir Ceza Rap'i söylemeye kalksa "ay kadında ne ses var bee" diyenler acaba dinlerler mi? Hayır çünkü şarkıcıların farklı kitlelere ulaşmasında "ses" unsurundan başka öne çıkan bir şey daha var. O da; "sözler".
Sese önem verilmediğini mi söylemeye çalışıyorum acaba? Mümkündür. Ama ses de tek başına yeterli değil ve bunun binlerce örneği var. Aklıma ilk gelenler, sesi değişmemesine rağmen pazar payı değişen şarkıcılar. Binlerce olmasa bile, rahatça on tane bulabilirsiniz herhalde.
Söze önem verilmesi belki "iç pazarda" dert değil ama "dış pazara" geldiğimizde pörtlediğimiz bir nokta bence. "İsimler" diye bahaneler üretilse de Gwyneth Paltrow'un ismini telaffuz edebilen herkes Tarkan'ı da rahatça telaffuz edebilir diye düşünüyorum. Telaffuz edemese de kendince bir "ortaya karışık" isim çıkartacaktır kitleler. Biz bile her dizide "kötü kadın" rolünü oynayan iri gözlü hanımı "o hani her dizide kötü kadını oynayan pörtlek gözlü kadın" diye isimlendirmiyor muyuz?
Bunu Simpson'lara nasıl mı bağlayacağım? Şöyle.
Sadece ses bile böyle büyük bir algı oluşturabilir. Üstelik taklidini yapsalar bile ancak "Turkish-American biri"nin yaptığı Hintli taklidi kadar benzerlik olur ikisi arasında. Yani bu sesin şarkı söylemesine de gerek yok. Var mı acaba böyle başka örnekler? Conan'a çıkan bu "ses aktörleri" sayesinde bu konu geldi aklıma. Altına hemen de bir slogan yazayım: "Seste kalitenin adresi". Alternatifi de; "Ses ile kalitenin buluşma noktası". Kapış kapış!
Video da güzeldir hani. Tekrar tekrar izlenebilir. İşine ve ortağına saygı üzerine "ince dersler" içeriyor. Her ne kadar "publicity" tadını çıkarsalar da...
pp. [post post] "Rock hierarchy" hikayesi çok güzel. Kaçmaz! Michael esprilerini de duymazdan gelin. Ayıp yani o kadarı da..


0 Comments:
Yorum Gönder
<< Ana Sayfaya Dön