Murat Kaya

Pazar, Haziran 18, 2006

CV teknolojileri, İnsan Kaynakları, İş İlanları (2nci aşama)

Eski adamlar şanslıymış çünkü CV diye bir şey yokmuş. Eski insanlar yokluktan çekmişti, içinde bulunduğumuz dönemdeki insanlar ise “bolluktan” çekiyor. Bolluğun getirdiği çözümlerinden biri de; CV.

“Çok fazla insan var bu işi yapmak isteyen, seni neden seçeyim ki” sorusunun cevabı: CV.

Savaşlar döneminde acaba asker bulmak için CV arıyorlar mıydı? Yoksa tuttuklarını götürüyorlar mıydı merak ediyorum. (Diyalog: ı-ıh olmaz, sen Malazgirt Savaşına katılmamışsın, - yapma abi ya Dandanakan'a katıldım ama. Proje asistanıydım Dandanakan'da.)

CV yazmak için çeşitli yöntemler geliştirdi birileri. Geliştiren insanlar, iş verenler miydi yoksa iş verenlerin maçında köfte-ekmek satan “satıcılar” mıydı, bunu da merak ediyorum. (Diyalog: - Çok adam var ya şimdi, - hee, - CV diye bir şey isteyelim, bizi en fazla heycanlandıran CV'nin sahibini alalım, geçelim, parası neyse veririz.)

İşe almak için kullanılan CV, işe alınacak kişinin reklamı mıdır? Mülakatlar neden yapılır peki. CV’de yazılan şeylerin doğru olup olmadığını anlamak için mi? Peki CV’de “yanlış” şeyler yazan insanların konuşması da yanlış mı olmaktadır? Yoksa CV’de yazdığı doğru şeylerin aslında “yanlış” olduğunu ispat etmek isteyen kişiler mi görüşmeye çağırır onu?
Bir süreç bu sanırım. “Birilerini arayan” biri ilan verir veya çevreye haber salar. İş arayan veya iş değiştirmek isteyen kişi de bu isteğini resmiyete dönüştürmek için eskiden “ulak” vasıtasıyla iletilen “haber” gibi eposta/faks/posta yoluyla CV’sini iletir. İş veren, sabah kalktığında hizmetçisinden aldığı “haberler” gibi CV’leri inceler ve ondan sonra hizmetçisine danışır ve hep birlikte karar verirler. “Şunlar çağırıla!” diye. Peki neye göre karar verirler? (Diyalog: - Usta, ne diyon bu CV'ye, Japonca da biliyormuş yalnız sadece konuşabiliyormuş - Boşver abi, havamız olur, çağıralım, Japonca yazmayı bilmediğini kim anlıcak, müşterilerimizin hepsi AB ülkesi. Japoncayı en fazla çizgi filmde görür onlar.)

Da Vinci’nin CV’sini (daha doğrusu başvuru mektubunu) Tunç’un bloguna yorum olarak alıntılamıştım.

Bu mektuptan farklı olarak şu anda ne yapılıyor? Yukarından bakıldığı zaman aynı şeyler bugün herkes tarafından yapılıyor. Eskiden “iş istemek” utanç verici bir şey olduğu için “iz bırakmamak” üzere CV yazılmıyordu diyebilir miyiz? Şimdi, Fransızın CV’si taa buralara ulaşıyor hatta gazetelerde “haber” bile oluyor. Da Vinci’nin CV’si farklı bir şey ama bu Fransız izini tüm dünyaya bıraktı. Artık istese bile silemez, internete düştü bir kere. Çoğunun izini bulup yok etse bile insanların mailbox’larında durmaya devam edecek.

“CV nasıl yazılır”, “etkili CV yazmanın binbir yolu”, “CV’niz önemlidir; PP’nizdir MM’nizdir”, “Sizin CV'nizin fotoğrafı yok mu, tüh size”, “Yalancı CV’yi anlamanın yüzbir yolu”, "Spam CV yapmayalım beyler" gibi başlıklar sıkmadı mı artık kimseyi? Reklamlarda “kalite, yenilikçi, önde gelen” gibi laflar nasıl sıkmaya başladıysa bu CV meselesi de aslında herkesi sıkmaya başladı. CV’nin Türkçesini bile kullanan yok, “öz geçmiş” deyince “o sadece yazarlarda olur” diye mi düşünülüyor? Bakalım bu “CV geleneği” ne zaman değişecek. “Sıra dışı olmak” reklamcılara mahsus bir sıfat idi şimdi maşallah herkeste aranıyor. Hani “tek tip insan olmasın” deniyor ya, herkesi “sıra dışı” yaparsan bu da “tek tip” insan olmuyor mu? Neyse, bu derin mevzû. [Yenibirişkom yenibirişkom.. diyip duran bir reklam var ya; bu melodi “tektipinsan tektipinsan...” deyince de uyuyor. Ne güzel. Bu versiyonda T’lerle de ritm tutululabiliyor.]

CV konusunda en ilginç gelişme sanırım bundan bir on sene sonra falan gerçekleşecek. Hani şimdilerde ünlü insanların eski mektupları açılıyor ya, ileride de herkesin tanıdığı insanların CV’lerini görebileceğiz belki de. İnternette mailbox’tan mailbox’a gezecek o sırada bilmemne derneği başkanı olan kişinin, tıfıl bir çalışan iken sağa sola gönderdiği CV. Güya “gizli” ama nedense gizlilik de belirli bir süre sonra bu uzlaşmanın dışında kalacak. Hani şimdi nasıl Da Vinci’nin CV’sini okuyabiliyorsak, belki de bundan yirmi sene sonraki bakanlarımızın CV’sini internette okuyup “vay be” demeyeceğiz.

CV, henüz işi olmayan kişinin kartvizitidir. Kartvizit ise “iş sahibi” kişinin o sırada ne yaptığına dair fikir veren bir kağıt parçasıdır. Hepsinin sonu, çöp öğütücüsünde ölüm veya yangına kadar süren bir baygınlık/koma halidir.

Ne diyorum ki ben...

1 Comments:

  • Her şey bitti, şimdi de sıradışı CV geyiği başladı. CV'n sıradışı değilse seninle görüşmek bile anlamsız diyen firmalar türedi. Ne sıradışı olacağım ya! Ay çok sıkıcı bı konular. "Adama göre iş" mantığından başka da bir şey değil bence.

    By Blogger destan, at 5:01 PM  

Yorum Gönder

<< Ana Sayfaya Dön