Murat Kaya

Pazartesi, Kasım 06, 2006

Fifa 07 Müzik Listesi (Resimli-Yorumlu) Kuşe Kağıda


Electronic Arts'ın Fifa serisi "bir âdet" oldu bizim için. Her yıl çıkacak yeni oyunun, en azından müziklerini merak eden bir kitlesi bile var.

Geçtiğimiz hafta içinde şarkıları liste halinde görünce dayanamadım, yanlarına küçük notlar yazdım.

Buradan "internet yanıltıcılarına" bir şey demek istiyorum. Şarkıları birbirine karıştırıyorsunuz da, eh be kuzum hiç mi açıp dinlemiyorsunuz şarkıları sonra???
Sağdan soldan indireceğiniz şarkılar yanlış çıkabilir. Dosya ismi vermeyi bile bilmeyen, müziği "motor sesini bastırmak" için kullanan kafaların ürettiği em pe üç'lere denk gelmezsiniz umarım. Hani "Love Story" indirirsiniz içinden "Marilyn Manson" çıkar ya... Onun gibi. "Love Story" yazarken dosya ismine açıp bir dinlemezler bile. O yanlış da "pîr tu pîr" yayılır gider...

Listeye yorum yazmaya sondan başlamıştım.. Eğer yardımı olursa...

1_ Angélique Kidjo - Wele Wele (Benin) - Bu müzik piyasada çok iyi satar ama beni pek çekmedi. Uluslar arası arenada fazla bilinmeyen diller (bilhassa İtalyanlar ve Güney Amerikalılar) sanki bestelenecek müziğe uygun bir "sözcük" seçip ondan şarkı yapıyorlarmış gibi geliyor bana. "Wele Wele" ne demek bilmiyorum. "A Wele Wele" diye tutturup giden bir müzikten bahsediyorum. Eskiden Mory Kante vardı hani "Yeke yeke" isimli şarkısıyla. Bu şarkıda da benzer havalar var. Bir de kadının sesi çok yaşlı kadın sesi gibi geldi galiba bana.. Mory Kante’yi özleyenlere güzel bir merhaba olabilir. Yeke’den biraz daha yavaş ama olsun. Benin de Afrika’nın batısında Burkina Faso ile Nijerya arasında bir yerdeymiş. Benin mi Senin mi anlayamadım. A wele wele wele wele...
2_ Belasco - Chloroform (İngiltere) – Bu da pek sarmadı beni ama 80'ler müziğini sevenlere hitap edebilir. 80’ler rock müziği havası var sanki daha çok. Sanırım vokal rahatsız ediyor beni ama beynimde müzik ile vokali ayırınca da pek sarmadığını hissediyorum. Yok yok, bana göre değil. 80’lerin rock müziğini sevenler beğenir diye tahmin ediyorum.
3_ Bersuit Vergarabat - O Vas a Misa? (Arjantin) - Ah, bu müzik çalar çalmaz insanın kendini Karayiplerde Barbados Adasına veya Hawaii’ye falan atası geliyor. Boynuna o aptal çiçek halkalarından assalar bile çekinmeden dans edersin bu müzikle. Bir uyarı: İnsanı tatil moduna sokuyor, aman dikkat diyeyim. Kışın dinlemek iyi olmayabilir. Bersuit Vergarabat’ın albümü de fena değil. Bir alttaki grupla (Bitman & Roban) bu grup (Bersuit Vergarabat) dikkatimi çekti. Arjantin ve Şili'ye selamlar.
4_ Bitman & Roban - Get On The Floor (Şili) - Aha. Oyunu açar açmaz ilk merak ettiğim müzik bu idi. Bu şarkı için aramaya başlamıştım şarkıların olduğu listeyi. İçinde piyano geçen müzikler dikkatimi çekiyor. Bu da dikkatimi öyle çekmişti. Pepe Deluxe’ten zevk alanlar Bitman & Roban’dan da zevk alacaktır diye düşünüyorum. Bol bol sample, bol bol elektronik. Şili’den katılıyorlarmış yarışmamıza. Başarılar dileriz. Bu şarkı güzel.
5_ Blasted Mechanism - Blasted Empire (Portekiz) – Fifa 07’de Tigarah'la birlikte kaçtığım bir müzik daha var. O da bu. Nedense zombiler Shaggy'yi öldürmüşler de cenaze töreninde bu müzikle harala gürele dans ediyorlarmış gibi geliyor bana. Korkunç. Şiddetle kaçınıyorum. Portekiz’den çıktıklarına da inanamadım. Giriş kısmına bakılırsa Hindistan falan zannedilebilir. Vokal girdiği anda hortlamış bir Shaggy çıkıyor ortaya! Sevmedim ben. Hatta menüye girip bu müziği ve Tigarah gibi sevmediğim müzikleri kapattım.
6_ Boy Kill Boy - Civil Sin (İngiltere) - Girişinden bir Damon Albarn (Blur) şarkısı çıkacakmış gibi yapıp insanı enteresan bir noktaya taşıyor bu şarkı. Nesi mi enteresan? Nakarat kısmı. Bence çok sağlam. I Will Survive’ın nakarat kısmındaki büyüye benzer bir büyü taşıyor bu şarkı... Alternatif Rock kategorisine konabilir sanırım bu şarkı. Meraklısına. Fifa 07’den.
7_ caBas - La Cadena de Oro (Kolombiya) - Menü müziklerinde sık sık karşıma çıkan bir müzik daha. Latin-müzik severlerin beğeneceği bir şey ama nedense bana pek hitap etmedi. E tabi arada dinlemek zorunda kalınca da bir iki sallıyorum Latinler öyle istiyor diye. Ricky Martin’i özleyenlere de güzel bir “hug” olabilir. Sanırım oyunun Hispanic pazarda hitap ettiği kitleyi düşünerek “oldukça sık çalan” şarkı olarak konumlandırmışlar. İki menü arasında zırt pırt çıkan şarkılardan biri de bu.
8_ Carlos Jean - Get Down (İspanya) - Bu şarkı baya iyi geliyor bana. Hip-hop sesini pek sevmem ama nedense bu şarkıya ısındım. “Wa wa waw wawa” bağırışı ve Carlos Jean verse'leri okurken altta çalan müzik çok sağlam. “Wa wa wa wa” desteği de renk ve dinamizm katıyor şarkıya. Black Eyed Peas'in “Let's Get Started” isimli şarkısına da benzetiyorum nedense (o şarkıyı da severdim ben). Elleri kolları kaldırıp rastgele dans edesi geliyor insanın. (rastgele dans etmek). Şarkı İspanya çıkışlıymış ama Carlos Jean’in ismi ile sesi arasında dağlar kadar fark var. Hispanic önyargısı olanlara bile tavsiye edilir. Hatta bu şarkının içinde ud veya kanun sesi de var sanki. İspanya’dan çıktığına (şu an bile) dinlerken inanamıyorum. Zamanını ve mekanını aşmış bir şarkı diyebiliriz bu eser için. Güzel seçim. On üzerinden on. Girişinden çıkışına kadar on numara.
9_ d.o.c.h.! - Was in der Zeitung Steht (Almanya) - Bir Alaman daha. Sesi biraz daha kalın bunun. Fazla sigara içmiş herhalde. Vokal tam Alaman işi. Marş havasından çıkamıyorlar bir türlü veya bize öyle geliyor.. Eğlencelik bir Alman çerezi işte. Kıpırdatır. Eğlenceli. İz bırakmaz ama en azından gazetede ne yazdığını merak ettirir.
10_ Elefant - Uh-oh Hello (A.B.D.) – Epik High'dan sonraki favorim bu idi. “Uh oh hellooo” diye bağırdığı nakarat kısmı çok hoşuma gidiyor. Müzik olarak da vokal olarak da beğendim nedense.. Bilinçaltıma mı girdi acaba, oyun menülerinde en sık karşılaştığım şarkılardan biriydi. Ama nakarat kısmı gerçekten güzel. Kısa ama güzel. “Uh oh helloooo” diye bağırası geliyor insanın. Alternatif Rock sınıfına giriyor. Sert müzik arıyorsanız pek size göre değil.
11_ Epik High - Fly (Kore) - Üzerine çok şey yazıldı, çok şey çizildi, çok şey söylendi.. :p Klibini izlemeyin de, nasıl dinlerseniz dinleyin. Trende, otobüste, tuvalette, kuyrukta, veznede, Vezneciler’de.. Fark etmez. İyi şarkı. 90’lardaki pop müzik tadını arayanlara 2000’li yıllardan bir öpücük gibi. Klibini izlerseniz, Sniperwoman’ı daha önce hangi çizgi roman karakteri olarak gördüğünüzü düşünerek beyninizi meşgul edebilirsiniz yoksa beyninizi çok sinir edici bir şekilde ele geçiriyorlar. Meşgul olmayan beyni Koreliler kapar.
“Ta ta ta ta, A-a-a–a” ayrıntısını yakalayan kulaklara ve beyinlere selam olsun. :-)
12_ Fertig, los! - Sie ist in mich verliebt (Almanya) - Almanların neden dünya müziğinde fazla varlık gösteremediklerini bir daha hatırlatıyor bu şarkı. Sözlerini İngilizceye çevir, İngiliz müziği olsun. Almancaya bağlıyorlar bu durumu ama yoo, Almancada da güzel şarkılar üretilebiliyor. Tabi bir farkı olması lazım İngilizden Amerikalıdan. Die 3 Generation’un Leb! Şarkısı vardı bir zamanlar. Sözlerinin, İngilizce olduğunu varsayınca Amerikan veya İngiliz müziği zannetmeniz olası idi. Dağılmadılarsa hâlâ, elemanlarından biri Türk idi. Zamanında mailleşmiştik. Şarkıların sözlerini istemiştim, Türkçesinin yeterli olmadığını İngilizce veya Almanca yazmamı söylemişti. İngilizce cevap vermiştim ama o bir daha cevap vermedi.
Fertig, los! için Alman üretimi “bir Alternatif rock denemesi” diyebiliriz. En azından marş havası yok. Deine Herz’inizi Brennt etmez yani. (Artikel'i die miydi, der miydi, yoksa das mı?)
13_ Infadels - Can't Get Enough (Mekon Remix) (İngiltere) - Oyunun açılış müziği. Güzel. Bu şarkının çok fazla sayıda remix’i var. Bu yüzden Wikipedia’daki Fifa 07 sayfasının altındaki tanıtım videosunu indirip müziği dinleyebilirsiniz. (Şimdi baktım, videoları kaldırmışlar galiba.)
Benim Fifa oyunları için “favori açılış müziğim” henüz değişmedi. Fifa 2001’di yanlış hatırlamıyorsam.. Fatboy Slim remix’li bir Timo Maas şarkısıydı. Jenerik de çok hoşuma gitmişti. Yalnız oyun içinde hiçbir zaman Roberto Carlos’u çizmeyi başaramadılar ben ona yanıyorum. Fifa 07’deki de, Roberto Carlos’un kopyasının fotokopisinden bile kötü. Roberto Carlos’u hep bostan korkuluğu gibi yapmalarının arkasında başka bir sebep mi var, merak etmiyor değilim.
14_ Keane - Nothing In My Way (İngiltere) - Oyuna pek uyduramadım bu müziği ama... Fena değil. Yenildiğin maçlarda devre arasında çalarken, "niye öne geçemiyoruz bir türlü" diye derin derin düşündüren bir müzik. Fifa 07’i ilk açtığımda, çalar çalmaz “bu Keane’e benziyor” deyip de tutturduğum tek müzik. Biraz melankolik kaçtığını düşünüyorum nedense Fifa 07’ye.
15_ Malibu Stacy - Los Angeles (Belçika) - 80'ler ingiliz popu ile birleşmiş bir alternative rock şarkısı gibi. Belçikalı olduklarına inanamadım.
16_ Mellowdrone - Oh My (A.B.D.) - Bu da güzel Fifa müziklerinden. Gaz verici etkiye sahip. Girişi güçlü şarkılardan. Depeche Mode tadı veriyor sanki hafiften ağzıma. Oyunda sık sık karşınıza çıkabilecek şarkılardan biri daha. Giriş kısmı kulağımda çınlıyor çoğu zaman.
17_ Mobile - New York Minute (Kanada) - Kanadaymış demek. Fifa'da dikkat çeken şarkılardan sanırım sebebi “en sık çalan şarkılardan biri” olması. Oyuna yakıştırdım. Alternative rock havalı şarkılardan. Amerikalı olduklarını düşünmüştüm nedense veya zorlasan en fazla İngiltere olduğunu sanırdım.
18_ Morning Runner - Gone Up In Flames (İngiltere) – Hafife alıyorum sanırım bu şarkıyı. Bende hiçbir iz bırakmadı. Menülerde sık çalan şarkılardan. Tekrar dinlediğimde de yakalayamadı beni bir türlü. Yorum yapamıyorum o yüzden. Yoksa yaptım mı?
19_ Muse - Supermassive Black Hole (İngiltere) - Valla ben buna “çok sağlam müzik” derim. Apollo 440'den beklerdim böyle müzikler ama şimdi ne yapıyorlar onu bile bilmiyorum. Herhalde “getting high” oluyorlardır, “on their own supply”larında. Fifa 07'de oyun yüklenirken vakti geçirmek için çalan kısa kısa müzikler var. Bu müzikler, playlist’teki şarkıların içinden alınmış 5 saniyelik falan bölümler. O yükleme sırasında bu şarkının çaldığı maçlarda sanki daha iyi oynuyorum. Gaza getiriyor o giriş kısmındaki bölüm. Michael Jackson'a ve James Brown'a da bir teşekkür gönderelim buradan. Dünyaya armağan ettikleri bu ritm duygusu için. Bu şarkının başındaki vurmalı çalgılar "bir Michael Jackson ritm anlayışı"ndan çıkmış gibi duruyor da benim için. “Elektro güç” için de, elektriği bulan tüm personele ve teknik yapımda emeği geçen herkese teşekkürler. Vokaller için de Muse’a teşekkürler. Leo Fender’e de ampflikatör teknolojisini geliştirdiği için teşekkürler.
20_ Nightmare Of You - Dear Scene, I Wish I Were Deaf (A.B.D.) - Alternative Rock'lardan biri. Güzel. Klasik Amerikan alternatif rock müziği. Dawson's Creek devam ediyor olsaydı, kesin orada da geçerdi. Öte yandan nakarat kısmı çok “catchy” geldi bana.. Arkadaki vokaller de hoşuma gitti, 60'lar havası vermiş müziğe. Sipariş ettiğiniz İskender’i yediğiniz zaman “bu ne ya?” demeyeceksiniz. Beklediğiniz "İskender" tadı Nightmare of You ile size sunulacaktır.
21_ Outlandish - Kom Igen (Danimarka) - Girişi çok hoş. Ama sadece girişini beğendim. Eminem'in Stan'inin başında Dido'nun sample'ı gibi duruyor ama müzik girince Tigarah muamelesi görüyor benden. Sadece başını dinleyip geçiyorum. Danimarkalılarmış demek. Alman sanıyordum. Menüye girip kapattığım müziklerden biri. Giriş kısmını dinlemek için bile çekemeyeceğime karar verdim.
22_ Paul Oakenfold - Beatiful Goal (İngiltere) – Belli ki sadece bu oyun için yapılmış bir müzik. Paul'a bir türlü ısınamadım ben nedense. Beğenimi kazanmama genellikle çok yaklaşıyor ama... Hep uzakta kalıyor, ne bileyim. Bu müzik de güzel başlıyor da... Devamında uyuz bir bas ve sample yığını gibi geliyor kulağıma nedense. Paul Oakenfold ile henüz orta nokta bulamadım. Önümüzdeki maçlara bakıyoruz.
23_ Persephone's Bees - Muzika Dlya Fil'ma (A.B.D./Rusya) – Slav olduğunu vokaldeki kadının sesinden ve aksanından anlamıştım ama bu listeyi yorumlayana kadar asıl noktayı ifade edememiştim. Bu satırları yazarken çıktı, şöyle ki: “Pulp Fiction filminin Rusya versiyonunu düşünün.” İşte böyle bir şarkı. Hoş, güzel, enteresan ve neredeyse her zevke hitap edebilir. Nouvelle Vague sevenler bunu da sever diye düşünüyorum mesela.
24_ Plastilina Mosh - Peligroso Pop (Meksika) - Bilmem, ben sevdim bunu. Maçlarda devre aralarına da yakışmış, maçtan görüntüler gösterirken dinlediğimden midir nedir, hoşuma giden müziklerden oldu. İngiliz müziği tadında, Hispanik ögeler de taşıyan enteresan bir şarkı. Melez şarkı. “Hey, hey, hey” diye bağıran bir kız sesi var arkada, mesela o da Fransız gibi geliyor kulağa. Stereo Total’in vokalleri bu şarkıya karışmış gibi. Omo kadınlar kulübü varsa, Ono-severler kulübü de vardır.
25_ Polysics - Tei! Tei! Tei! (Japonya) - Japonları al, biraz elektroniklik kat, bol miktarda The Hives tadı ver, olsun sana “Polysics Tei Tei Tei”. The Hives'ı katmasan pek dinlenecek bir şey olacağını sanmazdım. The Hives, "bizim tadımızı çalıyormuşsunuz" dese onlara, şaşmam yani. Güzel müzik. İlk defa Japon işi bir müziği beğendim sanırım. Tigarah da Japon. Tiger’lar yesin Tigarah’ı. Kulağımı sağır ettiler.
Polysics ismi, İngilizce konuşmaya çalışan bir Almanın ağzından çıkmış gibi. Politics demek isterken Polysics demiş gibi.
26_ The Prototypes - Kaleidoscope (İngiltere) - Eskilerden bir şarkıya benzetiyorum ama hala çözemedim. 80'ler müziğini pek bilmem ama sanki o dönemden bir şarkıya çok benziyor. Sanki bir kadın sesiyle bu şarkıyı farklı bir tarzda (mesela pop) dinlemişim gibi geliyor. Fena değil. Eski bir pop müziğin rock cover’ı niyetine dinliyorum işte.
27_ Ralph Myerz and The Jack Herren Band - Deepest Red (Norveç) – Hmm. Enteresan yapımlardan birisi bu. 60’lar 70’ler rock havası var biraz. Gitar solosu bence çok güzel. Arka vokalleri de güzel. Akışı da hoş. The Doors’u anmak istemişler herhalde. The Doors tınıları, güzel basları, tatlı vokalleri olan bir şarkı. 60’lar ve 70’ler müziğini sevenler bu şarkıdan da lezzet alacaktır.
28_ Seu Jorge - Tive Razão (Brezilya) – İki odalı, bir salonlu ve bir banjolu enteresan şarkı. Fena değil hatta bir süre sonra eğlenceli bile olabiliyor. Sanki bir türlü şarkıya giriş yapamıyormuş gibi duruyor ama ana fikir zaten “şarkıya bir türlü başlayamamamak” da olabilir. Brezilyalıymış demek. İspanyol çıkar sanıyordum. Eh, aynı familya sayılır. Brezilya’da gece sahile gidip sakin-içinizin kıpır kıpır olduğu anlar geçirdiğinizi düşünün gecenin sessizliğinde ve dalgaların sesinde. Karşınızda yakamozlu deniz, uzaktan gelen bir müzik sesi ve sen aya bakıyorsun, yıldızlara kayıyor gözün, yıldızlar da kayıp duruyor... Hava kaygan olsa gerek.. Hepsinin özeti; sakin, güzel bir Güney Amerika şarkısı. Banjo da güzel. Banyonuzda hijyen.
29_ Shiny Toy Guns - You Are The One (A.B.D.) – Girişinden ötürü beni bir türlü cezbedemedi. Evanescence (nasıl yazıldığına bile bakmak istemiyorum) tarzı bir havaları var sanırım. Bir erkek başlıyor vokallere sonra kıza bırakıyor. Sırayla gidiyorlar böyle. Ben ısınamadım şarkıya. Sizi bilmem. Ben bu tonu bir türlü sevemiyorum.
30_ Stijn - Gasoline & Matches (Belçika) - Belçikaymış. Wow. Rowan Atkinson'un bir videosunu koymuştum Dailymotion’a. Aklıma hep o geliyor Belçika deyince. Hercule Poirot’nun yerini gasp etti zihnimde. Şarkı da fena değil. Elektronikimsi, tuhaf bir yapım. Karşıma çıktığı zaman kaçasım gelmiyor yani Tigarah gibi. Hangi türe ait olduğunu bile seçemiyorum. Fena değil, dinleyip kendiniz label’layabilirsiniz. (Label’layabilmek!)
31_ Suferosa - Royal Uniform (Norveç) - Başlangıcına bakarsan Franz Ferdinand şarkısı gibi duruyor ama sonra İngiliz pop'una dönüyor bir anda. “I get knocked down” diye bir şarkı vardı eski yıllarda, onu söyleyen grubun havası var sanki biraz bu şarkıda. Hah Chumbawamba. Chumbawamba özlemiyle dinleyebiliyorum bu şarkıyı da. Fena değil. Norveç’ten sıcak bir rüzgar. Stüdyoya 100-200 tane kızı tıkayıp kaydetmişler gibi. Tubthumper’ı yazan beyne selam olsun.
32_ Tahiti 80 - Big Day (Fransa) - Fransızlar beni şaşırtıyor yine. İngiliz sanırken Fransız çıktılar. Oyun içindeki atmosfere çok uygun bulmuştum bu müziği. Tahiti Eighty diye de geçiyor (Google’da arama yapmak için diyorum). Albüm kapaklarında ise 80 yazıyor. Tuhaf durum.
Yaylılarla desteklenmiş, 70’lerden gelme vokalleri olan eski (ve tatlı) müziklere benziyor. Elektronik müzik severlerin bu müziği pek seveceğini sanmam. Bir benzetme yapmam gerekirse, “Lock Stock and Two Smoking Barrel” filminde bir şarkı vardı, adı neydi, düşüneyim biraz, “Why did you do it” diyen, hmmm... Neyse, hatırlarım şimdi. Ondaki tada benzer bir tat alabildim bu müzikten de. “Neresi benziyor” diye sorarsanız “valla bilmem, benzettim işte” derim. Hah “The Strech”. (Hafıza yavaşlıyor sanki, hatırlamak için birkaç kelimeyle oyalamak gerekiyor...)
33_ The Feeling - Sewn (İngiltere) - Bu müzik de hoşuma gitti. Slow biraz. O yüzden oyunda ne işi olduğunu anlamakta zorlandım biraz ama olsun. İyi ki koymuşlar, yoksa karşılaşmamız daha sonra olurdu herhalde.. Nana nana na'sı çok hoş. Dailymotion'a Grimbsy Town ile attığım golü koymuştum. O videonun sonundaki highlights kısmında sesi azıcık açarsanız, altta bu müziğin çaldığını duyabilirsiniz.
Çok hoş bir melodi ve vokal. Fifa 07’yi beğenmiyor bile olsanız bu şarkı mutlaka sizi de yakalar. Üstelik kış da geldi. Sıcak bir çikolata eşliğinde, yorgun bir akşamı üç dakika içerisinde zihinsel bir yolculuğa dönüştürebilecek güçte bu parça. Elliot Smith sevenlerin bilhassa bu şarkıya bir kere kulak vermesini tavsiye ederim. On üzerinden on. Fifa müziği olarak da, kendi kategorisinde de.. Otur oğlum. On! Yüz! Bin! En yükseği hangisiyse ondan işte.
34_ The Pinker Tones - TMCr Grand Finale (İspanya) - Aa bu şarkı da çok hoşuma gitti işte. Air'in havası var baslarında (başlarında değil. BAS, base, bass). Vokal de Charles&Eddie havasında, 70'ler gibi. Marvin Gaye söylüyormuş gibi. İspanya'dan çıktığına şaşırdım bir de. İspanyollar çok sık şaşırttılar beni bu sefer. Önce Carlos Jean sonra Pinker Tones... The Million Color Revolution oluyor TMCR. Finali buysa, önceki turları merak ediyorum.
Güzel şarkıdır. Tavsiye olunur. Melodisi ve enstrümanları ve genel havası ve basları çok hoşuma gidiyor. Dedim ya, Air’in müziğini sevenler buna da bayılır diye tahmin ediyorum. Buna da on üzerinden on verebilirim. Air’den farkı, vokallerinin biraz daha fazla olması...
35_ The Sheer - Understand (Hollanda) – "We’ve got a situation". Eğlencelik bir alternative rock. Sıkı. Oyunun içinde karşılaştığımda hoşuma gidiyor bu müzik. Bunları da Amerikan sanıyordum. Hollanda demek. Hmm. Oyun dışında da iyi gidiyorlarmış.
36_ The Young Punx - You've Got To? (İngiltere) – İngiltere. Fatboy Slim Norman Cook’un memleketi. Bu arkadaşlar da Fatboy’un izinden gidiyorlar sanırım. Güzel eser yapmışlar. Paul Oakenfold ile Fatboy arasında kalanlar Young Punx’tan hoşlanacaktır diye tahmin ediyorum. Fifa serisi için güzel bir deneme olmuş. Derslerine iyi çalışmışlar. Bravo. Ama Fatboy’u aşmalarını beklemeyin bu şarkıda.
37_ Tigarah - Girl Fight (Japonya) - Oyun sırasında çaldığında bir an önce müziği kesmek için menü değiştirdiğim tek şarkı! Japonya’dan çıktığına şaşmamak lazım. İğrenç buluyorum bu şarkıyı. Bu tarz şarkıları sevmiyorum ben. Vokaldeki kız da sesiyle sinirimi kaldırmaktan başka bir işe yaramıyor. Vıyak vıyak bağıran bir müzik izlenimi bırakıyor bende. Şiddetle sakınıyorum. Menüden girip şarkıyı da kapattım (biraz geç fark ettim müzik kapatabilmeyi ama olsun.) Klibine bakmadım ama şarkı ismine bakılırsa dikkat çekmek için iki kızı da birbirine vurdurup “cat fight” yaptırmışlardır diye düşünüyorum. Toyota, Sony ve Panasonic’i armağan ettikleri için tutuyorum Japonya’yı beyin haritamda yoksa Memories of a geisha’mıydı neydi, o filmden sonra iyice silmeye karar vermiştim Japonları. Kendi tarihini anlatan (tarihleri de sanki sadece geisha’lara dayanıyor) bir film çekeceksin ve tüm karakterler İngilizce konuşacak!!! Karşıma “geleneksellik” palavrasıyla çıkmasınlar bir daha. Tigarah da çıkmasın. En iyisi Google, Japonya’yı da alsın. İnamoto’yu da gönderirler herhalde yakında... Ben anlayamadım bu Japonları. Valla. Saçlarını da sarıya boyamıyorlar mı.... Boyanın miligramını milyon dolara satmak lazım.
38_ Trash Inc. - Punk Rock Chick (Lübnan) - Vay be, Lübnan'da savaş var, bunlar bu müziği yapmışlar demek ki. Bravo. Geçtiğimiz senelerde bir tekno şarkı vardı "Satisfaction" diye. Ona benzetiyorum. Eh. O şarkının üzerine birkaç programlama daha yapmışlar sanki sadece... Tekno müzik arayanlara.. Just another beat.
39_ Us3 - Kick This (İngiltere) - Ben Cantaloop isimli eserlerinden ötürü yıllardır US3'yi hep Amerikalı sanırdım! Bu şarkılarını beğenmedim. Düdük müdük... A yok olmamış. Nerede bizim eski US3? US ibaresi var diye onları da Irak’a mı gönderdi acaba Bush?
40_ Young Love - Discotech (A.B.D.) - Fifa’da en sık çalan müziklerden biri daha. Alternatif diyeceğim ama vokalleri göz önünde bulundurursam diyemiyorum. Pop diyeceğim ama çok fazla rock havası var. İngiliz yapımı gibi duran bir havası da var. ABD’ye de uymuyor. Çözemedim bu şarkıyı. Nakarat kısmında “düz kontak” diyor sanki. Hehe. Sanki müziğin her türünü tek bir şarkıya nasıl sıkıştırırız diye uğraşmışlar gibi duruyor. Bir de sanki The Clash’e aşırı derecede hayran oldukları izlenimi veriyorlar bana. Daha gençler. Ondandır belki. Vokaldeki adamın sesi de Seal’e mi benziyor ne? Tanıdık geliyor da kulağa...

6 Comments:

  • Ne denir sana Murat "helal olsun" bu, ne denir sana kısmını karşılar mı? Adam uğraşmış yazmış tane tane. oyununu hiç sevemedim fifa'nın, winning eleven varken fifa baya bi amatör kalıyor. Ama müzikerine diyecek yok EA bir o konuda başarılı. Tabi oda oyunda tüm çalınan şarkıların iyi olduğu anlamına gelmez :))

    By Blogger onur yuksel, at 9:29 AM  

  • ben müzikleri dinliyemiyorum neden lütfen yorum yazın da... şimdiden yazan okuyan herkese thanks

    By Anonymous Adsız, at 2:47 PM  

  • yaa lütfen biraz hızlı olurmusunuz acayip işime yarıcak lütfeen!

    By Anonymous Adsız, at 2:48 PM  

  • Ahah,isimsiz forum sanmış burayı (:

    ...

    Audioslave diskografime albüm kapağı ararken gördüm blogunuzu, dayanamadım okudum.Ve gözlerime inanamadım.Azizim Shiny Toy Guns,pop çocuğu pop bir "pop" grubudur.Müziklerinin nasıl olduğu bir yana,Evanescence ile aynı kategoriye konulması,aynı cümlede geçmesi,aynı diyaloğun herhangi bir yerinde geçmesi bile küfür niteliği taşır.Aksi teklif bile edilemez.Teklif edilmesi bile teklif edilemez.Hem sonra Le Disco diye bir parçaları var bu Shiny kardeşlerin.Pek keyifli,pek güzel bir parça.Grup hakkında fikrinizi değiştireceğine inanıyorum,ama değiştirmese de üzülmem.Sevmem pop.Evanescence de sevmem.Audioslave severim,Chris Cornell severim.O yüzden ben diskografilerimi renklendirme çalışmalarıma devam edeyim.Yazımı da pek güzide bir yazarın sözleriyle noktalayayım.
    "Dost ayağı, göt ayağı." -Oscar Wilde

    By Blogger pekican, at 7:34 PM  

  • ben bu sayfayı hiç beğenmedim çok iğrenç

    By Anonymous Adsız, at 5:27 PM  

  • emeğin için teşekkürler ama senin şarkılar için güzel yazdığın kötü,kötü yazdığın güzel.bence sende zevk yok.(yani müzik zevki)ama dediğim gibi EMEĞİNE ELLERİNE SAĞLIK.ALLAH RAZI OLSUN!!!

    By Anonymous Adsız, at 5:04 PM  

Yorum Gönder

<< Ana Sayfaya Dön