Blog - içerik artıyor ama üretim azalıyor
Ne diyordum, hah, blogculuğun ölü doğduğunu düşündüğümü söylemiştim. "Türkiye'de blog olmaz" diyenler o zaman da vardı, şimdi de var, yarın da olur herhalde. Açılan, kapanan, taşınan, form değiştiren blogların olması da bu tip bir düşünceye sahip kişiler için "baaaak, ben demiştim, olmaz abicim, alışmadık dötte don durmaz demiştim ben" isimli davaya şahit yazdırdı kendini. Sonra bir de, geçtiğimiz günlerde, uluslararası bir "blog bırakma eylemi" yaşandı. Blogculuğun eskilerinden, girişimci Jason Calacanis, "blogculuğun öldüğünü resmen açıklayarak" yazma işini e-posta listesi yaparak karşılamaya başlayacağını söyledi. Gerçi (yorumlara bakarak) bu e-postaların da, kopyalanıp bloglara taşınması ve yorumlar alarak geri dönüş sağlaması "eee, ne değişti, ha mail, ha blog?" dedirtti birçok insana. Peki blogculuk öldü mü? Hayır. O bir şekilde vâr olacak. İnsanlar, diğer insanlarla bir şey paylaşmak istediğinde önüne bir temiz sayfa açıp düşüncelerini yazdığı ve bunu bir "web formatı"bir sunucuya gönderdikçe, blogculuk yaşamaya devam edecek.
Peki ben ne yapıyorum, Twitter'ı aktif bir şekilde kullanıyorum çünkü kolay bir formata sahip. Hızlı bir şekilde söyleyeceğimi söyleyip bitiriyorum. Aynısını bu blogda da yapabilirim elbette ama olmuyor galiba. FriendFeed'i kullanmaktan çekiniyorum -hâlâ- çünkü her seferinde bana işin ürküntü veren kısmını hatırlatıp duruyor. Hepi topu 50 kişiyi takip etmesi bile imkansız gelirken, binlerce blogu, binlerce RSS üzerinden takip etmek artık çok zor geliyor. Üstelik bende "kısa yazamama" hastalığı olduğu gibi "kısa bir süre inceleyememe" hastalığı da var. Yani eğer bir link ilgimi çekerse, uzun bir süre onu inceleyip, altını üstüne getirip, içinde bilmediğim hiçbir kelime/kavram/bilgi/ıvır-zıvır/cart/curt kalmayana kadar inceleme güdüsü var. Eh, bu durumda da, her birine o kadar vakit ayırmak için gün içinde kimseyle konuşmadan, hiçbir şeyle ilgilenmeden yaşamak gerekiyor ki... Bu da çooook zor. En azından şimdilik.
İçerik gittikçe artıyormuş gibi geliyor bana fakat bu sırada üretim yapanların da üretimi azalıyor sanki (az önce Melis'in feedburner maili gelince ifade edebildim bunu: Eski blogculardan aynı tempoda devam edebilen bir tek o kaldı galiba, maşallah maşallah). Daha fazla sayıda kişi, daha az sayıda içerik üreterek, çooook fazla sayıda içeriği ortaya koymuş oluyor ki... Sadece okur olmak gerek. Sanırım bizdeki "blogculuk da neymiş" diyenler bunun sadece "okuma" kısmı ile ilgileniyor. Umarım öyledir.
Bunca fazla içerikte boğulmadığını düşünen var mı acaba?
ps. bu post Mashable'daki şu yazıyı okuyup "on sene ne çabuk geçmiş" dedikten sonra çıktı.


0 Comments:
Yorum Gönder
<< Ana Sayfaya Dön