Numara taşınabilirliği üzerine (tesadüf)
Kadının biri anlatmaya başlıyor: "Bir gece arkadaşlarımızla birlikte, kalabalık bir grup halinde Taksim'e eğlenmeye gittik."...

Geçen gün uydudan maçlara bakayım dedim. Maç saati geldiğinde "geçersiz servis" yazısı çıkıyor ve ben deliriyorum. Bu durumla ilk defa bir önceki dünya kupasında karşılaştık. ATV'nin yan kuruluşu olan kanal (ismini unuttum, araştırmaya da nasıl üşeniyorum...) kupanın tam ortasına geldiğimiz günlerde küt diye şifre koymuştu. Açıklama ise şu idi: "Uydu yayınları Türkiye dışından da seyredildiği ve bizim kanal sadece Türkiye'deki yayın haklarını aldığı için..."
İki taraftan ters bir durum:
1. Bu kural, tam kupanın ortasına geldiğinizde mi aklınıza geldi?
2. Şifreyi girmeden önce bangır bangır duyursaydınız madem. Altyazı geçse idi (hiç altyazı geçtiğini görmedim.)
Sonra NTVSpor, sonra CNN Türk, sonra Star... Hepsi tek tek şifrelemeye başladı maçlar sırasında.
Bunun yanında internet radyolarının birçoğunda ve podcast'lerde şarkılar birer birer yok olmaya başladı. BBC'nin podcast'lerini indirip dinlemeye başladığımızda müziklerin hepsi orada duruyordu ama sonra müzikler "fade out" olmaya başladı. Neden? "Uluslararası yayın hakları".
Eğer internet diye bir mecra var ise, bu "bir tek, (one and only)" mecradır. Ülkeye göre farklı muameleye başlamak ne zaman kırılacak, merakla bekliyorum. Bu konuya daha önce Michael Arrington'ın bir gözlemi ile girmiştim ama maç yayınlarına giren şifrelerin ardından iyice patladım. İşin bir diğer kötü tarafı ise yayın şifrelerinin internette dolanıyor olması. Şifreyi isterse Arapça versinler, yine de o şifre I2WANT3TO4KICK5YOUR7ASS şeklinde LATİN harf ve rakamlarından oluşacak ve bunu herkes görebilecek ve şifreyi alıcısına girip kırabilecek. Ee, neyi kimden kaçırıyorsunuz?
Sonra ne oldu? UsStream.tv'den seyrettik, oldu, bitti. Neden YouTube'da bazı videolara "bu video, Amerika ve Kanada dışında gösterilemez" ibaresi koyamadıklarını düşünüyor mu acaba bu "tv ve internet hukukçuları"?
ps. merak ediyorum, bir gün bu durum çözülebilecek mi? Global anlamda.
Laf: "MSN'den sıkıldım". Çözüm: "Yahoo Messenger diye bir şey duydun mu hiç? Ya da Gtalk? Veya IM'siz yaşayamaz mısın?"
Laf: "Facebook amele doldu". Çözüm: "Dünyada da çok var. Mars'a mı taşınıyorsunuz o zaman? Arkadaş çevreni değiştirmeyi dene."
Laf: "Patron bunu istiyor." Çözüm: "Patronuna güzel görüneceğim diye iş arkadaşlarına çirkin mi görüneceksin? Elbette bir orta yol bulunur."
ps. Son günlerde aklımda kıvranıp duran cümlelerdi. Kafamdan attım, gitti.
Bir süredir Fake Steve Jobs'un "oPtion$"ını okuyorum. İlk satırından itibaren "bu benim yazmaya uğraştığım tarza çok benziyor" deyip durduğum (yalnızca benim romanın ilk taslağını okuma şansını(!) yakalamış birkaç kişinin anlayabileceği bir cümle oluyor bu tabii ki) bir kitap. Okumaya devam ettikçe şunu da fark ettim ki, benim hikayede eksik olan nokta (nedense hep "eksiklikleri" fark etmeye programlanmışız gibime geliyor) hikayeyi anlatan kişinin ünlü bir kişi değil, sıradan biri olması. Aldığım tepkilerin neredeyse tamamına yakını "anlatılanları takip etmenin zorluğu" ile ilgili idi. oPtion$'da da eğer hikayeyi anlatan kişi Steve Jobs olmasaydı (Feyk de olsa bir Steve Jobs var işte ortada) takip etmekte zorlanırdım herhalde.