Bu sıralar aklıma takılan konular. Notlar:
Coca Cola'nın Dünya Kupası maçlarında devre arası filminde Fenerbahçe yok mu sayılıyor acaba? İma yoluyla Trabzonspor, Beşiktaş ve Galatasaray gösteriliyor ama (ben de görmemiş olabilirim) Fenerbahçe'ye dair tek gördüğüm şey yedek kaleci Volkan. Buyur buradan yak. 2008 diye hedef konuyor ama sanki hâlâ "something's missing".İngiltere İsveç maçıydı. 2-2 beraberlik sağlandıktan sonra İngiltere bir süre atak oynadı ama bir süre sonra yavaşladı. İsveç de ikinci tura geçmeyi garantilediği için pek debelenmedi. Acaba İngiltere, Almanya'ya rakip olmamak için bilerek mi durdu? Çünkü Ekuador ile Almanya arasında bir seçim yapmak gerekirse... Siz hangisini seçerdiniz? "Exit" yoluna gitti İsveç, ben ona yanarım.
Fildişi Sahili ile Sırbistan arasındaki maçı seyreden bir grubun olduğu odaya giren kişi "Hangisi Sırbistan?" diye sorabilir mi acaba? Bu ihtimal yüzde kaçtır? Merak ettim. [Böyle bir şey başıma gelmedi. Ama gelme ihtimalini merak ettim.]
FifaWorldCup dot com adresinden bir defa bile siteye giriş yapamadım. İlla, yahoo'yu sıkıştıracak araya. Buradan yetkililere sesleniyorum: "Bir sonraki kupa Google ortaklığıyla yapılsın."
Maçtan sonra biraz televizyon seyredeyim dedim. Belki tv'lerde bir değişiklik vardır diye. Antalya plajlarına rastladım. Magazin programlarından biri sandım. Haber bitti, bir sonraki VTR gelecek diye beklerken karşıma ne çıktı: İzlediğim şey Show TV ana haber bülteniymiş meğersem(!). Diğer kanallar "he he" demesin, Kanal D'de "dans yarışması" haberi vardı, o haberden sonra da Bahçeşehir'deki "su parkı" görüntüleri çıktı ekrana haber diye. "Seviyeli" programlar derken neyden bahsettiklerine dair hâlâ bir fikrim yok. "Go to hell" diyebilirim sadece.
Az önceki Ekuador maçında spiker, "İngiltere bu maçı alırsa ikinci tura çıkacak" dedi sanırım. Tam emin olamıyorum ama böyle bir şey duyduğumu sanıyorum. Ardından "Ekuadorlu yetkililer, bu maçı Ekuador'un kaybetmesi durumunda ülkede hükümetin bile düşebileceğini çünkü Ekuador'da futbol ile siyasetin birbirine bağlı olduğunu söylediler" dedi. Bunu neden garipseyen bir ifade ile söylediğini anlamadım. "Wake up and smell the coffee" diye bir laf vardı Olympus'un "Blurry Boy" isimli reklam filminde. Güzeldi. Deconstructing Harry filmi de geldi aklıma hani Olympus'u izlerken...
Ekuador yazıp duruyorum ama sanırım Ekvator'dan bahsediyorum. Bir zamanlar coğrafya hocam olan Ali Fuat'a selamlar. Nedense dönemimde kimse ona "Ali Fuat hoca" demedi, adı hep "Ali Fuat" olarak kaldı. Vanilla Ice'in Ice Ice Baby isimli şarkısından nefret ettiğine eminim. Hocam, o hani hiçbir zaman kimden geldiğini bulamadığın mırıldanma sesi benden geliyordu. Artık itiraf ediyorum. Ice Ice Baby'deki melodiyi mırıldanan kişi bendim. Ama napıyim, o tonda mırıldandığın zaman süper bir yankı yapıyordu sınıfta ve yanımdaki öğrenci bile o sesin benden çıktığını anlayamıyordu. Süperdi. Neyse zaten çoktan unutmuşsundur.
Birbiriyle MSN'den iletişim kuran emekli arkadaşlar da olacak bir zamanlar. Şimdilerde de var ama sayıları çok az. Henüz doğmamış çocukların dedeleri/nineleri, bir gün emekli olacaklar ve o buruşuk, yaşlı elleri ve beyazlamış saçlarıyla MSN'de aynı sohbetleri yapacaklar (buna biz de dahiliz). Bu durum bizlere bir süre garip gelecek ama torunlarına hiç garipsemeyecek. Biz de bir süre sonra duruma alışacağız zaten. "Dial-up internet" dediğimiz zaman da çocuklar bize "o ne?" diye soracaklar. Haydi bakalım.
"Boş kaset" var, "boş cd" de var, "boş DVD" de var ama ben şimdiye kadar hiç "boş plak" diye bir şey görmedim. Plakçılar "recorder" üretmeyi mi unuttular yoksa. Eh, kazanan da plakçılar oldu zaten.
"Bosch çamaşır makinası gördüm ama.." diyen kişiyi dövmeyi düşünebilirim.


0 Comments:
Yorum Gönder
<< Ana Sayfaya Dön