Murat Kaya

Cumartesi, Ağustos 26, 2006

Celebrity Endorsement (!)


Saturday Night Live - Newlyweds

Jessica Simpson'ı uzaktan takip ederdim. Britney Spears sonrası sahneye fırlayan kızlardan biriydi diye hatırlıyorum. Şarkılarından hiçbiri ilgimi çekmezdi (garip-halbuki çoğu şarkıcının en azından sevdiğim, ilgimi çeken bir şarkısı olur). Ayrıca Britney Spears'in ilk albümü gerçekten güzel bir pop müzik albümüydü. (İlk çıkış şarkısından dolayı bayağı küçümsediler kızcağızı.)
Neyse çok uzatmayayım. Üniversite sonrasında bir gün Jessica Simpson'ın evlendiğini duydum. (Britney Spears bu çetenin lideri. O ne yaparsa, diğerleri de aynısını yapıyor. Britney müziği bıraksın, bunlar da bırakacak. Christina ve Jessica.)
Sonra da BBG rüzgarı yeni bitmiş iken bir de duydum ki Jessica Simpson karı-koca MTV için bir program yapacakmış. O sıralarda "neymiş bu program" diyerek programdan birkaç bölümü kenara koymuşum.
Geçenlerde bilgisayar temizliği sırasında bu videoları buldum. "Bir seyredeyim bakayım" dedim. ... Ve seyrettim.
[Araya giriş yapıyoruz. Bazı haberler, manşetlere bile taşınsa o sırada ilginizi çekmiyorsa veya algınıza ulaştığında bir anlam kazanmıyorsa isterse TIME'a kapak olsun, yine de atlarsınız. "Atlarsınız" bu cümlede, "görmezden gelirsiniz, fark etmezsiniz, görseniz bile anlamazsınız" anlamlarında kullanılmıştır.]
Şimdi ilk bölümden bir sahneyi anlatıyorum.
Jessica Simpson ve Nick Lachey evleniyorlar ve cut'larla bu kısımlar geçiliyor. Evleniyorlar ve evlerine geliyorlar. Ev haline bürünerek, evcilik oyunlarına başlıyorlar. Mutfakta kendilerine yemek hazırlıyorlarken sohbet Nick'in spora olan düşkünlüğü hizasında devam ediyor. Nick "it's not true" diyerek reddediyor bu suçlamayı fakat Jessica -noktayı koyan kişi olduğunu belli edip- "Nicholas Scott, you know that is true" diyerek bitiriyor.
Nick Lachey salona geçiyor o sırada. Duvardaki koca ekranda basketbol maçı seyrederek oturuyorlar. Jessica da mamasını alıp kocasının yanına geliyor. Elbette televizyondaki maç ile herhangi bir ilgisi yok. Mamasına odaklanmış bir şekilde yemeye devam ediyor.

İşte tam burada o garip sohbet açılıyor: [Preposition'lara dikkat!]
"Is this chicken what i have or is this fish?" diye soruyor Jessica -maç seyretmekte olan kocasına- ciddi bir şekilde.
Kocasından bir süre cevap alamayınca sorusuna devam ediyor: "I know it's tuna but it says chicken..... by the sea..." bu cümleleri kurarken kocası abuk bir şekilde karısının suratına bakıyor. Kız konuşmaya devam ediyor hâlâ... Adam karısını aşağılar bir şekilde bakıyor suratına. Kız, şirinliğe vurarak yırtmaya çalışıyor. "Is this stupid?" diye soruyor kocasına ama adam maça çevirdiği kafasını bir daha çeviriyor Jessica'ya. Peki Jessica ne yapıyor, "Don't make fun of me, i'm not in the mood" diyor.
Nick soruyor, "didnt you have tuna before?" diye soruyor. Jessica da ciddi ciddi cevap veriyor, "i've had tuna fish with sandwiches and stuff like this" diyor!
Nick "you and i had tuna like this before" diyerek Jessica'yı iyice salak yerine koyuyor.
Jessica ise "battı balık", yan gitmeye devam ediyor: "Why is it called chicken by the sea or in the sea?" diye soruyor.
Nick bakışlarını yumuşatıp "chicken of the sea is the brand" deyince Jessica "oh" diyor. (Yine de anladığını sanmıyoruz pek).
Chicken of the Sea tarafından yapılmış bir reklam mı bu acaba diye düşünüyor insan. "Derya kuzusu" markalı bir ürün olsa herhalde Türkiye'de kimse böyle bir senaryoda oynamak istemez. Reality show gibi bir şey bu. Düşünebiliyor musunuz, "Derya kuzusu markalı balıkları ben kuzu eti zannediyordum" diyen bir (ünlü) kadına, kocasının "o kuzu eti değil, balık markası" derken izleyenlerin kadına nasıl bakacağını...
Ben bu sohbetin dalgaya alındığını yeni fark ettim. Yukarıdaki videoda SNL'deki makara videosunu izleyebilirsiniz. Jessica Simpson rolünde Justin Timberlake ve Nick Lachey rolünde Jimmy Fallon ile. (Jessica'yı, Justin'in canlandırması da ayrı bir komedi ya.)

Şimdi işin öteki boyutuna gelelim. Böyle bir sohbet gerçekten olabilir. Ama bunu tüm insanların gözünün önüne koymak; "hey millet, bakın bu kadınlara/erkeklere ve ne kadar salak olduklarını görün, aşağılayın onları, dalga geçin onlarla, kahkahalarınızla yıkayın onları, onlar acınacak derecedeler, ünlüler-paraları çok ama akılları hiç yok, bakın ve aşağılayın" demekten farksız.
Bu durum, insanların kusurlarını halk içinde göstererek "düzeltmelerini" beklemek gibi. Sizden ürün alan bir müşteriye, diğer müşterilerin önünde "gerizekalı, madem kullanmayacaksın niye alıyorsun bu ürünü" diye bağırmak gibi. Veya tüketiciyi yargılayıp, "sana mal satmıyorum" diyerek mağazadan kovmak gibi. İnsan ayrımcılığı yapmak gibi geliyor bana. Ayrıca şovun diğer bölümlerine baktığınızda Nick Lachey'in de "erkek ulusuna" örnek olarak gösterilmesi ve neredeyse her bölümde, çiftin ne kadar "yüzeysel" olduklarının gösterilmesi bence izleyiciye bir hakaret. Ve bunu televizyonlarda yapan birçok ülke var. Her geçen gün daha kötü olan bir şeyi göstererek, insanların kötüye sahip çıkarak "buna da şükür" demelerini sağlamak.. Ne kadar doğru?
İzlerken devamlı kafamın bir köşesinde, bunların kasıtlı olarak yapıldığı ve böylece kendi kusurlarını kapatan insanların olduğunu düşündüm. Belki halka "eğlence" sağlayarak "hizmet" ettiklerini düşünüyorlar ama aslında halka verdikleri bir istatistik var: "Celebrity'lerinizin hepsi salak ve siz onlar kadar bile olamıyorsunuz ki sıradan insansınız."

Şimdi medya çağını yeniden düşünmek lazım. Gösterilenler böyleyse, "gerçeğin" de böyle olduğunu düşünen kaç kişi çıkacaktır.
Marshal McLuhan'dan alıntı yapıyorum. "Yaradanımız Medya" olarak Türkçeye çevrilen "The Medium is the Massage" isimli kitaptan. Sayfa 45. (Merkez Kitaplar, çeviren Ünsal Oskay.)
"....Bizim Batı kültürümüzde rasyonel insan görsel insandır.
Batı insanı, "görselliği" olmayan şeyleri idrak edemez; bunlarla ilgili
bilinç deneyimlemesi yapamaz. Bunlar Batı insanı için yitip gitmiştir."

Chicken of the Sea'nin web sitesinde Jessica Simpson'ın firmayı ziyaret etmesi de haber edilmiş. Aklıma nedense Chicken of the Sea'nin iyi promosyon yaptığı fikri geliyor. Baksana ben ta buradan Chicken of the Sea'yi duymuş oldum. Bir de başka ülkeleri düşünün.

4 Comments:

  • Post'ta eksik kalmış nokta şu ki, Jessica Simpson ve Nick Lachey boşandılar.

    "No more fancy marriages" mesajını da aldı gençler böylece. Kızlar "pembe panjura" umutlanmasın, erkekler de "işine gücüne baksın" diye.

    By Blogger Murat Kaya, at 1:30 PM  

  • Bunu da deneme amaçlı yapıyorum.

    Port Said nasıl görünüyor bakalım. Hehe

    By Anonymous Port, at 3:32 PM  

  • jessica simpson la hayranlık otesi bir bağ kuran daha doorusu bir pop müzik kraliçesiyle bağ kuran birisi elbetteki o ilahtan daha zeki olamaz pop muzik pop corndur ben eminim ki eed ya bitavukcu nie balık ürünü çıkarıyo dierek markanın saçmalıını düsünerek ve jessica ya hak vererek o ürünü almayı kesenler bile olmustur

    amerikalıların çounun idiot olduğunu unutmamak lazım eer senin starın bi seviedeyse o suna isaret eder senin halkının ortalaması o stardır bir kaç müzik dalının en önde starlarını alır ve onnardan da bir ortalama yaparsan yada film iste çesitli eelence sanat akımlarının onde giden (ratingi olan demek istiorum yoksa dahi olmus ama pesinde kimse olmayan dandirik sanatçılarla isimiz yok burda) starlarını alırsan milletinin ortalamasını bulursun
    tarkanı ibrahim tatlısesi serdar ortaçı nil karaibrahimgili polat ı cengiz kurtoglunu iste bilemiorum bunnarı al karıstır bi kasede al sana ortalama iste bu sen bunun üstündeysen bunnar seni sarmaz ama ortalamanın üstünde çok insan yok 10% gibi bisedir

    starlar da en önde gidenlerimiz deil sadece ortalamanın içinde parlayanlar isini bilenler sansı olanlardır die düsünüom

    By Blogger Vatansız Kral, at 10:43 PM  

  • pembe panjur ruyasini kuracak bir durumu yoktu idiotu oynayan jessica'nin. kaldi ki hatun kisi nick ten daha basariliydi.
    bir de cristina falan britney gaziyla cikmis olsa da, yukaridaki sayilan hic bir ismi sevmememe ragmen cristina ses, muzik acisindan digerlerini ezdi gecti ve kalici olacaga benziyo.
    soyleyecek ne cok sozum varmis bu konuda :)
    melis

    By Anonymous İsimsiz, at 9:27 PM  

Yorum Gönder

<< Ana Sayfaya Dön