Putney Swope
Nihayet bugün, Putney Swope'u seyrettim!Ortak Defter'de, konusu reklamcılık olan filmler üzerine bir post yazmıştım. Gelen yorumlar sonrasında bildiğim filmlerin üzerine bir iki tane daha film çıkmıştı. O sıralar Putney Swope'u film olarak bilmiyordum ama The Diary Of Putney Swope blogunun nereden çıktığını anlamaya çalışıyordum. Zira bloga girdiğinizde (bir süredir güncellenmiyor ama olsun) karşınıza çıkacak olan "film afişi" gerçek mi yoksa "fake" mi çözmek için küçük bir araştırma yapmak gerekiyor. O afişte gördüğünüz en soldaki adam ise Putney Swope'un ta kendisiymiş. Onun hemen yanındaki "Slav kadın" Swope'un hizmetçisi, onun yanındaki gözlüklü Tupac benzeri (ama saçlı) adam "Swope'un koruması", diğerleri de filmdeki karakterlerden seçmeler.
Bu filmi, şimdi "bilmem kaçıncı yılı" kampanyası ile yeniden sinemalarda oynatsanız sanırım en fazla 20 kişi son sahneye kadar seyreder. Bu 20 kişinin 10'u da uyuduğu için salonu terk etmez herhalde. Cinema Paradiso gibi. (Gerçi Cinema Paradiso'daki kadar gürültülü bir salonda bırak uyumayı film bile izlenmez ya.) (Bu filme izleyici çekmenin yöntemleri de var elbette ama tüketiciye tatlı yönlerini gösterip çektikten sonra yalnızca belirli bir kitle "takmaya" devam eder sizi. Alışılmış bir yapının çok dışında çünkü film. Filme izleyici çekmek değil önemli olan tabi. Yoksa en çok izlenen filmler Oscar alırdı öyle değil mi?)
Bu kadar kötü bir film, peki niye izlenir? Çünkü reklamcılık üzerine bir film. Ve ben baya sevdim bu filmi. Karmakarışık bir yapı. Zihni darmadağın ediyor. Hangi ilham perisini (var mı öyle bir peri) kovalayacağınızı şaşırıyorsunuz."Crazy People'ın siyahi versiyonu" denebilir bu film için. Crazy People, elbette bir Hollywood yapımı olmasından dolayı daha profesyonel bir çalışma idi. Putney Swope'ta profesyonel bir sinema havası bazen var, bazen hiç yok. Yapım yıllarının çok farklı olmasından dolayı, belki de bu iki filmi karşılaştırmak doğru değil. Putney Swope 1969'dan, Crazy People 1990'dan kalma.
Açılışta bir reklam ajansının yönetim kurulu toplantısına katılıyoruz. O sırada başlıyor tüm eğlence. Ajans, bir danışman tutmuş kendine. Danışman, helikopteri ile gelerek kısa bir konuşma yapıp ve sonra "That's it!" diyor. Bir cümle kurması için (cümlenin ne olduğunu söylemeyeyim, izlersiniz belki) danışmana binlerce dolar harcanmasına gösterilen tepki ile başlayıp yavaşça gelişen bir yapısı var filmin. (Cümleye bak sen. Atilla Dorsay kızmasın, film eleştirmeni değilim ben. Kendi kendime takılıyorum burada.)
Sonra yönetim kurulu başkanı toplantı sırasında ölüyor -bu sahnedeki tek siyahî kişi Putney Swope- ve yeni bir başkan seçmek için oylama yapılıyor. Sonuç; Putney'in seçimi kazanması. O sahneden sonra filmin tamamı siyahî oyuncularla doluyor. Bu açıdan bakıldığında da ilerici bir film denebilir. 1969 yılında ilk sahnesinde beyazlarla dolu olup sonraki sahnelerde siyahlar tarafından dolan bir film düşünün yani. Hani zenciler "fakir ama neşeli" iken. Michael Jackson Motown Records için çalışıyor iken.
Peki bu filmi, kötü olmasına rağmen neden bu kadar beğendim?
Deliler tarafından yönetilen bir ajans düşününce, Crazy People'da oyuncuların bireysel performanslarına kayıyordu gözünüz. Yapılan "deli işleri" bir süre sonra komik gelmiyordu ve aslında yaptıkları delilik değildi.
Putney Swope'ta ise sağlıklı bir zihnin ürünü olan hiçbir şey yok. Putney'in dublajı bile sanki tek başına yeterli gibi. Arada bir "Castro'ya mı benzetmeye çalışıyor kendini" diye düşünüyor insan.
Bir ajansı ele geçiren zenciler ve yaptıkları deli saçması işler var sadece. Saldırganlık var. Komedi var ve inanın Crazy People'dan daha fazla güldürü unsuru var. Daha önce görmediğiniz aktörlerin ve aktrislerin, ölçemediğiniz performansları var.
Filmin açılışında gördüğünüz, YMCA grubundan bir eleman sandığınız adamın "danışman" çıkmasından tutun, o adamın gelişindeki müzik ile başlayıp film boyunca "yakalayan" müziklerle bezenmiş olmasına kadar çekin.
Film boyunca "asansöre binme yetkisi" elde etmek için uğraşan adam.
Aralara serpiştirilmiş "tam deli işi" reklamlar.
Bir cüce tarafından temsil edilen President of the U.S. ve cüce First Lady.
Fotoğraf portfolyosunu göstermek için her sahneye giren "iş arayan fotoğrafçı".
DRUM isimli iletişim tekniği... ve daha aklıma gelmeyen ama sürprizler şeklinde karşınıza çıkan bir ton "güldüren saçmalık".
Müzikleri ayrıca beğendim ama ne yazık ki filmin imdb'deki profilinde soundtrack listing görünmüyor (pasif). Rock'n'roll, soul, 70'ler, 60'lar, hepsi bir arada.

Bu muhteşem filmden bir reklamı anlatarak bu posta bir son vereyim:
Yerde bir "homeless" yatıyor. Bir çıkmaz sokak. Müthiş bir müzik eşliğinde bir zenci kız dans ediyor. Müzik sizi yakalıyor. "Bu reklam biraz uzun olmamış mı" cümlesini kurmanızı sağlayacak kadar uzuyor müzik ve dans. Tam o sırada müziğin sesi kısılıyor ve kız kameraya iyice yaklaşıyor:
"You can't eat an air conditioner" diyor.
Müzik kaldığı yerden devam ediyor kız da dansına devam ediyor. Logo ve slogan ekranda belirene kadar müzik ve dans devam ediyor. (Şarkı gerçekten sağlam. Kimin ise...)
Sonra Putney çıkıyor karşınıza. "Güzel," diyor o garip konuşmasıyla ve ekliyor "ajanstaki herkese 10 dolar zam yapın."
Varın gerisini siz düşünün. Ben bu filmi çok beğendim.


2 Comments:
Ağzımı sulandırdın. İzleyeceğim en kısa zamanda. :)
By
Barış Erkol, at 4:00 PM
Yazın için çok teşekkürler. Bir film hakkında okuduğum en güzel bilgilendirme yazılarından biri.
İsteyen olursa diye aşağıya soundtrack listesini ekledim.
SoundTrack Listing
1. Putney Swope Intro
Charley Cuva
2. Let Me Tell You Something
Charley Cuva
3. Sing The Boat (Putney Swope Theme)
Charley Cuva
4. Superslip
Charley Cuva
5. Truth & Soul
Charley Cuva
6. Ethereal Cereal
Charley Cuva
7. Miss Redneck
Charley Cuva
8. Bend Your Johnson...
Charley Cuva
9. Violence is a Cleansing Force...
Charley Cuva
10. Face Off
Charley Cuva
11. Idea for Borman Six/Congratulations
Charley Cuva
12. Borman Six Girl Got To Have Soul/Worth It
Charley Cuva
13. Go Lucky Airlines (Parts 1 & 2)
Charley Cuva
14. Riot
Charley Cuva
15. Drop What You're Doing
Charley Cuva
16. Putney Swope End Music
Charley Cuva
By
Adsız, at 11:11 PM
Yorum Gönder
<< Ana Sayfaya Dön