Murat Kaya

Çarşamba, Eylül 13, 2006

Dün gece yazmıştım

Az önce üzerinde “pause” yazan düğmeye bastım, beynimde. Dünya durdu. Sahneyi inceliyorum. Odamdayım. 1980 yılında, “odam” başlıklı yazı ile 2006 yılındaki “odam” başlıklı yazı arasında dağlar kadar fark var. Birincisi, tek başıma yaptığım faaliyetlerin sayısında büyük bir artış gözlenmiş. İkincisi, ikinci bir kişinin varlığı dikkatimi tamamen altüst ediyor. Üçüncüsü, yazmak için klavyeye ihtiyacım var, klavye ile tanışmam 1986 yılında olmuştu çünkü. Dördüncüsü, -şimdi fark ettim- klavyede yazarken noktalama işaretlerinden sonra bir boşluk bırakmak gerektiğini 1989 yılında öğrendim. Klavyeyle tanıştıktan 3 sene sonra yani. (Yavaş öğrenme) Peki şimdi, 3 sene öncesine döndüğümde aradaki farkları isimlendirebiliyor muyum? Elbette. Hepsi 3 sene, ama üç senelerin içine sığan şeyler daha fazla ve daha hızlı sığıyor. Tetris’te, en ileri level’dayken hızla düşen parçaları yerleştirmeye çalışmak kadar. 1989’da, yavaş akan bir Tetris dönemiydi – benim için de ve belki diğer insanlar için de.-

Ne değişti? Bir şeyler hızlandı demek ki. Bazı şeyler de tersine, yavaşladı belki. Mesela, ilkokullar benim zamanımda beş sene idi. Şimdi 8 seneye çıktı. Bu, çocukların daha yavaş öğrendiğini mi söylüyor bana? Halbuki 3 seneye indirmeleri gerekiyordu. Şimdiki çocuklar daha hızlı ilerlemek zorunda. Bu onlara yapılmış bir haksızlık mı? Yoo, belki de 1989’da bize haksızlık yapılıyordu. Neden “yavaş” Tetris’te oynamaya alıştırdılar ki bizi? Level atlayınca, zorlanmaya başladık. İlk iki hakkını kaybederek, üçüncü ve son hakkını oynayanlardan da çok var sanki. Peki “game over” yazdığında ekranda... Ne olacak? Belki birçok insan “game over” yazısını da görmüştür Tetris ekranında. Şimdi Tetris oynayan var mı? Tetris’in ne olduğunu bilmeyen kaç tane çocuk var acaba dünyada merak ediyorum. Bir dönem, insanların ceplerinde “elektronik balık” beslediğini öğrendikleri zaman nasıl tepki verecekler, bunu da çok merak ediyorum.

Pause’dayım hâlâ. Ekrana bakıyorum. Hayat, beynimde “pause” modunda. Hâlâ. Düşünüyorum. Neden hızlandı hayat? Herkesin bu hıza yetişebileceğini mi sandılar bir anda? Veya, “kalan sağlar bizimdir” anlayışı mı bir anda hakim oldu? 2084 yılı yaşandığında, haber bültenlerinde “Himalaya Dağları’nda bir çiftçinin, hiç internet kullanmadığı ortaya çıktı” gibi bir haber “enteresan” olacak, öyle değil mi? Ama şu anda o Himalayalı çiftçiden binlercesi var, hem de hiç tahmin etmediğimiz şehirlerde. Sebebi ne? Çünkü onlar yetişemedi bu hıza.

Hepi topu üç-beş plağı olan kaç milyon insan yaşadı bu dünyada? Mazide mi kaldı onlar? Düşünsenize, birkaç plak ile bir ömür geçirdiler. Onlar için müzik daha değerliydi. Bir ritüeldi. Müzik festivalleri yoktu, bilet alıp katılacakları ve müziğe doyacakları. Şu anda dünya üzerinde yüzlerce festival var. Hangi birine gideceğini şaşırıyor gençler. Hepsine gideni de var. Hiçbirine gitmeyen de var.

Biz çocukluğumuzda kaç reklam gördük, şimdiki çocuklar kaç tane gördüler. 24 saat yayına geçen özel kanal bizim için büyük bir yenilikti. Şimdi 24 saat yayın yapmayan TRT 3’ü ve TRT 4’ü biliyorlar mı acaba? Belki kanal hafızalarında yoktur bile. Colorbar görerek büyüyen bir nesilden, colorbar’ı yalnızca televizyon fabrikasındaki test sırasında gören mühendis gence kadar birçok insan aynı zaman diliminde yaşıyor. İstiklal Marşı’nı dinledikten sonra televizyonunu açık unutmasın diye “uyarılan” bir nesil de şu anda internetle aynı zaman diliminde yaşıyor. Garip değil mi?

50’li yaşlarındayken özel televizyon ile tanışmış ve hâlâ hayatta olan bir amca/teyze; hayata şu anda nasıl bakıyor acaba? Yoksa umurlarında bile değil mi? “Nasıl olsa son level’dayız, az sonra oyun bitecek” diye mi düşünüyorlar?

Tekrar play’e bastım. Filme kaldığım yerden devam ediyorum.

1 Comments:

  • Benim anneannem mesela bu son leveldakiler kuşağında olmasına rağmen benim torun enternetten baktı öyle buldu sizin yurdun adresini diye 100 yaşındaki birisine bilgi veriyor, diğeri de doğal buluyor olmalı ki bu durumu enternet ne? diye bir soru sormuyor ona.

    By Blogger polente, at 8:41 PM  

Yorum Gönder

<< Ana Sayfaya Dön