Hin Tüketici, Hindistan'dan Bildiriyor
Son zamanlarda radyo reklamlarına takıldım. Radyo sponsorlukları çok etkili oluyor. Mesela “Brass çatı sistemleri” lafı beynime iyice kazındı. Tamam, belki radyo spotu dendiğinde aklıma gelen ilk şey devamlı değişiyor ama meslekî açıdan baktığımda “Budlight – real men of genius ve real American heroes” kampanyası hâlâ bir numara benim için. Belki daha fazla radyo spotu örneği dinlemeliyim. Budlight serisi, hâlâ her dinleyişimde “bravo bee” dedirtiyor. (Kampanyadaki spotların çoğunu, sağdan soldan topladım. İlgilenen varsa...)
Aklıma takılan bir iki spot oldu bu haftalarda. Birincisi Kale Kilit. “Kale kilitle sevdikleriniz güvende” diyen jingle’ı ilk dinlediğimde gülümsedim. “Hin bir tüketiciyim” ya. Mırıldandığımı hatırlıyorum arabada; “Nasıl yani? Sevdiklerimizi kilit altına mı alalım” dedim. Bay J dinlememin de etkisi olabilir bu düşüncede. Kale Kilit ile kelepçelenmiş “sevdiklerimiz” veya Kale Kilit ile kilitlenmiş, altın kafese konmuş “sevdiklerimiz” geldi gözümün önüne (radyo spotu, göz önüne bir şeyler getirmeli sanıyorum çünkü seslerle inşa edilen bir binadır radyo spotu veya sözcüklerle çizilen bir tablo diyerek romantik bir dile bürünebilirim. Hatırlatırım, ben “hin bir tüketiciyim”.)
Power FM’in hava durumu bültenine, neredeyse ben kendimi bildim bileli Vivident sponsormuş gibi geliyor. (Gerçekten öyle de olabilir. Dedim ya, bilmiyorum. Yok, “bilmiyorum” dememişim. Pardon. Bu “dedim ya”, “daha önceden de dediğim gibi”, “her zaman söylediğim gibi” kalıplarına değineyim bir ara ben.)
“Vivident vivident, çiğne ve gülümse” diye bir müzik çalıyor beynimde. Sonra “havayı koklayan adam” çıkıyor karşıma. Hiç merak edip, nasıl bir tip olduğuna bile bakmadım çünkü radyocuları “görmek” her zaman kötü bir şey olmuştur. Cem Ceminay’ı “görmek” bana bir şey katmadı. Tamam güleryüzlü, eğlenceli bir adam ama.. Ses olarak kalmalıydı. Televizyonda da rastlamıyorum neyse ki hiçbirine.. (Power FM’in ilk senelerinde, yabancı DJ’ler vardı. İngilizce konuşurlardı sadece ve program dili İngilizceydi çoğunlukla, hatırlar mısınız? Vay be. Mustafa Sandal’ı da dinlerdim ben o zaman. Musti ile Tolga mıydı programlarının ismi?)
Neyse, Vivident ve Brass çatı sistemleri bence en etkili yerleri kapmışlar. Radyo sponsorluklarından şimdilik aklımda kalan başka marka yok. “Mantolama sistemleri” de var. Algılamam biraz zor oldu ama. LaFarge sanıyorum. Biraz pürüz var gibi sanki LaFarge’da. Aklımda çok kalmıyor. Ne dediğini de unuttum bak. Yazamadım bile. Vivident ile Brass’ı karşılaştırdığım zaman da Vivident bana daha akılda kalıcı (hani yuppi diliyle söylersek, “catchy”) geliyor. [Brass mı, yoksa Braas mı ondan da emin olamıyorum yazarken.]
İkinci konum da şu. Cebit fuarı başladı (bitmiştir bile belki) ve Turkcell’in radyo spotunu yakaladım. İlk dinleyişimde, yine Kale Kilit benzeri bir “Ne ne ne?” tepkisi verdim. Her zamanki gibi Ali Poyrazoğlu’nun seslendirdiği spotta, bir kelimeye takıldım. “Geliceğe” diyordu. Bir sonraki kuşakta tekrar dikkat ettim, pür-kulak kesildim ve “geliceğe” dediğine emin oldum. “Gelecek demek istiyorsun herhalde” diye sordum kendi kendime. O sırada yanımdan geçen biri varsa “bu herif kendi kendine mi konuşuyor” diye düşünmüş olabilir. Kusura bakmayın, Knight Rider seyrederek büyüdüm ben. Knight Rider’ın çizgi roman kitapları var mı bilmiyorum ama ben çizmiştim bile. İki albüm yapmıştım çocukken. 80’lerde olduğu için, elbette “yetenek avcıları” henüz jungle’ımıza teşrif etmemişlerdi.
Turkcell, Cebit’le bizi “geleceğe” değil “geliceğe” bağlıyormuş. Öyle diyordu valla.
“Hin bir tüketici”, Hindistan’dan bildirdi.


0 Comments:
Yorum Gönder
<< Ana Sayfaya Dön