Pazartesi, Aralık 25, 2006
Perşembe, Aralık 21, 2006
Big Brother is YOU
Huff Generic
Video sent by NedDorsey
Geçen aylarda, "jeneriklerin önemine" değinirim demiş ve dalmış gitmiştim. Açıkçası ben o yazıyı yazdıktan sonra bile bin tane iyi jenerikle karşılaşmış olacaktım ve üzerine ek yapmaktan bana gına gelecekti.
O sırada "örnek olarak yazmak" üzere Huff'ın jeneriğini de kendi ellerimle cut edip dailymotion'a koymuştum. Sonra baktım "hangi birini yazacaksın" sendromuna yakalanmışım, bıraktım. Bari bunu koyayım bloguma dedim. Görmeyen, müziğini duymayan kalmasın (70 milyonun okuduğu bir blog ya burası) dedim.
Müziğindeki inişi-çıkışı, tarzındaki farklılık, renkler, görüntüler, 9/11 etkisi, stereo kullanımının güzel bir örneği olması... (uzar gider bu liste) Her şeyi ile beni etkileyen bir jenerik idi. YouTube'dan izlemek var, Dailymotion'dan izlemek var.
Bu arada deneyimler.net'e bir deneyim daha ekledim. İlan edeyim. Pepper Dennis diye de bir dizi var, fena değil. Ally McBeal'in televizyoncu versiyonu gibi geldi bana ama olsun. Studio 60 üzerine de Aaron Sorkin yazısı yazayım dedim (ben yazana kadar dizi eskidi). 21nci yüzyılın da böyle bir problemi var. Sen daha elini sifona uzatmaya niyetlenirken çoşşşşş sesi geliyor. Bu aralar Amerikan dizilerinde bir "televizyoncu ve medyacı" konuları hakim sanki.
George Orwell da lafı uzatayım derken ıskalamış. "Big brother is watching you" cümlesinde fazladan bir "watching" kullanmış.
"Big brother is you" deyiverdi bile Time. 1, 2,
Çarşamba, Aralık 20, 2006
İçinden gelen sese kulak vermek
Salı, Aralık 19, 2006
Gece kahkahası
Yatağa geçmeden önce içinde bulunduğum "gevşek ruh" halinden midir nedir, gülmekten gözlerimden yaşlar geldi. Bir yandan da "ne kadar etik" diye düşünerek izledim ama... Paylaşmadan edemeyeceğim. Sizler için "cut" edip, DailyMotion'a gönderiverdim. Daily Show ile Daily Motion ne kadar benziyormuş isim olarak bu arada.
"Pazarın doymuşluğu", Norm Macdonald'ın ağzından çıkınca komik geliyor. Bu adam hep güldürmeyi başarıyor beni. Bravo. "Crocodile Hunter"a da takmış. "Kültür farkı" kategorisine atıp izlenebilir. Ölmüş adamın arkasından espri yapmak bizde tuhaftır. Ama halen iktidarda olan bakanları hakkında yaptıkları espriler.... Hmm. Biraz aşırı sanki. Bakan olduğundan değil. İnsan doğasından ötürü.
Web 2.0
Web iki sıfır deyince, ben de “kimi yeniyor” diye sormuştum isimli yazı, versiyon 1.0 (A Beginners Guide to Web 2.0)
Pazartesi, Aralık 18, 2006
Müşteri memnuniyetini ön planda tutmak
Bir sürü fasa fiso dinleyip üzerine de "müşteri memnuniyetini de ön planda tutuyoruz" cümlesi ile karşılaşırız ve benim aklıma bunlar gelir:
Rekabet dünyası (bu da ayrı bir tamlama, Afrika'ya gönderelim tam-tam yapsınlar) savaş ortamına benzer. Savaşta bırak bir tepenin ardında nelerle karşılaşacağını, beş metre ötede ne olduğunu bilemeyen bir tabur asker ilerlemektedir. Öncü birlikler, önden giderler ve öncü birlik olmak çok fenadır. SS askerleri ile ilk karşılacak olan garibanlar, bu "öncü birlikleri" olur genelde. Yani aslında "öncü birlikleri ön planda tutan" bir anlayıştır bu. İlk kurşunu öncü birlik yer.
Biz de bu yüzden müşteri memnuniyetini ön planda tutarız. Bir kaza kurşunu veya top mermisi gelirse... "Önce müşteri ölsün bari, biz de sıvışacak vakit kazanalım" diye düşünürüz.
Müşteri memnuniyetini ön planda tutuyormuş! Arka planda neyi tutuyorlar merak ediyorum.
(Örnek diyalog)
Eleman- Patron! Müşteriler de iyice azıttı. Adam tutmuş, maldan memnun kalmadım diye geri getirmiş. İzin ver, gidip şunu bir güzel döveyim.
Patron - Olmaz evladım. Müşteri memnuniyetini ön planda tuttuğumuzu açıkladık bir kere. Malda kusur ara, bulamazsan "şurası çizilmiş, değiştirme politikamız gereği bunu geri alamayız" de. Gönderdikten sonra arkasından ana-avrat söversin. Rahatlarsın.
Eleman- Peki patron.
Patron- Çıkarken de şu çöpleri atıver. (Hışır hışır, boş topkek ambalajları)
"Kadromuzu açıklıyoruz: Geri dörtlüde CRM, Call-center, teknik servis ve insan kaynakları; orta sahada rekabet, liderlik, bireysel emeklilik ve performans değerlendirmesi, ileri uçta değişim ve müşteri memnuniyeti. Bu takım yenilmez..." demişti Real Madrid...
Salı, Aralık 12, 2006
Dailymotion Stereo Video
"Şimdiye kadar neden koymadım bu videoyu" dedim az önce müziğini dinlerken. Kedi kasabasına Fatboy Slim ile bir yolculuk. Şarkının orijinal halini de severdim. Steve Miller Band'den. Hey gidi...
p.s. Fatboy Slim (Norman Cook)'un da içinde olduğu videoyu koyayım dedim. Değiştirdim. Ama Fatboy'un niye öyle sıkıntılıymış gibi durduğunu anlamadım.
Pazartesi, Aralık 11, 2006
Karnaval XXI (yazıyla 21)


Her bir blog post'u, Türkiye'de pazarlamanın kulesini oluşturuyor diye düşünüyorum. Her bir yazı, her bir düşünce ve her bir yorum ile bu kuleye bir katkıda bulunmuş oluyorsunuz aslında.
Yukarıdaki fotoğraf, bu haftaki karnavalımız.
Mouse'unuzla üzerinde gezdiğiniz tuğlanın kime ait olduğunu görebilirsiniz. Neyin, nereden çıkacağı belli olmaz. Efsane de aramızda bu karnavalda. Ben duvarın arkasına, ikram masası koydum. Beklerim.
Karnaval yemeği: Yumurta kebabı. (Var mı böyle bir şey acaba? Attım ama...)
Cumartesi, Aralık 09, 2006
Cuma, Aralık 08, 2006
Başlıksız
Dailymotion enteresan bir yer. Juliette Lewis'in videosunu "çocuklar için uygun olmayabilir" gerekçesi ile R kategorisine koymuşlar. Dolayısıyla videoyu izlemek için Dailymotion profilinizde, "yaşınız" bölümünü belirtmedikçe videoyu izlettirmiyor.
Çocukları aptal sanıyor herhalde internet siteleri. Çocuğun oraya hangi yaşı gireceğini nereden biliyorsun ki? Böyle "uyarılar" ve "önlemler" ile çocuğun görmesini engellemek şöyle dursun, çocuğun görme arzusunu artırmaktan başka bir şey yapılamaz diye düşünüyorum.
Neyse bunu neden söyledim, şu yüzden. Juliette Lewis'i R kategorisine atan, Putney Swope'daki Lucky Airlines videosunu "porno" sınıfına atar herhalde. Neyse ki biz ülke olarak ergenlik çağını yaşadığımız için böyle bir problemimiz yok. YouTube'a da "stereo" video koyup "mono" video aldığınız için hoparlör kaybı içeren bir ticaret oluyor bu daha çok. [Lucky Airlines videosunu izlemek için yukarıdaki Lucky Airlines linkine tıklayabilirsiniz. Buraya ayrı bir post olarak koymayacağım artık, nasılsa "çocuklar için tehlikeli" bir içeriği var. Çok uzun bir reklam ama Putney'in filmin sonundaki tepkisini görmek için bile izlenir.]
Eski post'lardan birinde bahsettiğim müzik burada. Pearl Jam'den "Down". Eddie Vedder'in elindeki JVC markalı kamera dikkati çekiyor mu yoksa ben mi çok fazla inceliyorum? Belgesel niteliğinde bir video. Sanki televizyonda, program arası VTR'si izlemek gibi.
Salı, Aralık 05, 2006
Karnaval XX (yazıyla 20)
Karnavalda 20nci hafta sevgili adaşım Murat Buyurgan'da. Of, sıra bana geldi demektir.Karnaval XXI burada olacak. 11 Aralık 2006 Pazartesi günü.
XX'in, yeni nesil ajan XXX'le bir ilgisi yok tabi. Vin Diesel algımı anlatayım bu arada. SNL'deki parodilerden birinde David Spade ile Vin Diesel (Horatio Sanz'ın canlandırdığı bir Vin Diesel tiplemesi elbette) çekimdeler güya. David Spade, dublör olarak görevlendirilmiş kişinin bir kadın (Amy Poehler) olmasından rahatsızken Vin Diesel'in dublör kullanmadığı üzerine hikayelerini dinlemediği gibi "who does your acting?" diye soruyordu ters ters. Nedense Vin Diesel deyince aklıma hep o parodi geliyor. hehe.
Karnavala gitmek için hâlâ kurdeleye tıklamak gerekiyor.
mp3 nesli

Bugün buna benzer bir isteği Pearl Jam'in Ten albümü için yaşadım. Zuladan çıkarıp dinledim baştan sona. Once, Evenflow, Alive, Why Go, Black, Jeremy, (itiraf ediyorum Oceans'ı atladım), Porch, Garden... Garden'dan sonra kestim. Eskiden yaptığımız gibi, müziği açıp hiçbir şey yapmadan sadece ona odaklandım. Bir de bazı albümleri mp3 yapmaya kıyamıyorum. Ten de onlardan biri. Nedense mp3 formatına çevirip dinlersem tadı kaçacakmış gibi geliyor. Coca-Cola'yı açıldıktan birkaç gün sonra içmek gibi.
Merak edenler için... Ten, ilk günkü tadını koruyor.
"Once" isimli şarkıyı, listede sayarken "önce" gibi algıladığımı fark ettim bir de.
Önce once'ı dinledim sonra...
Pazartesi, Aralık 04, 2006
NY Times
Jerry Seinfeld geçenlerde Jon Stewart'ı eleştirdi. "Böyle bir programda telaffuz hatası yapmamalısın" diye. New York Times'la The Daily Show with Jon Stewart'ı paralel bir şekilde düşünerek, eklemişti: "Böyle bir şovu yapıyorsan, ölene kadar yapmak zorundasın. Hiç NY Times çıkıp da 'biz artık bırakıyoruz bu işi, buraya kadar' diyebilir mi" diye sormuştu Jon Stewart'a. (Programın o bölümünü izlemek için buraya tıklayabilirsiniz. Bee Movie'den bahsediyor muydu bu videoda hatırlamıyorum. O da güzel bir hikaye. B-movie gibi. Bee Movie. Hoşuma gitti Seinfeld'in filmi sunuş şekli. Merak uyandıran bir tarz.)Fransız teorisi uydurmuştum bir tane, geçtiğimiz aylarda. (Hâlâ emniyet şeridinde gördüğüm Renault'lar, Citröen'ler, Peugeot'lar, Jean Reno'lar, Nicola Conte'lar...)
New York Times, Books Update'ten çıkan bir yazı da (bir kitap eleştirisi aslında) Fransızların kendi dilleri konusundaki titizliklerinden dem vuruyor. İrili ufaklı bilgi parçaları içeren yazının linki burada. Abone olmaya üşenenler için ayrı bir yere yapıştırıp link vermeye üşendim bu sefer.
Cuma, Aralık 01, 2006
Etkileşimli Pazarlama Zirvesi Notları
Geçtiğimiz günlerde MMI, Project House ve Marketing Türkiye'nin organizasyonuyla gerçekleşen Etkileşimli Pazarlama Zirvesi'ne ayrılan Smart Marketing Journal Etkileşimli Pazarlama Zirvesi: Pazarlama 2.0 özel sayısıyla internetteki yerini aldı. Muhtemelen birkaç mb'lik yerinde (fotoğraflar kaç kb tutar bilemediğim için mb'ye yuvarladım.)
Zirveden notlar burada. Ben de gözlemlerimi oraya yazdığım için buraya copy paste etmedim artık. Ayrıca bir post olarak yazılacaktır. Fotoğrafları görebilmek için yanınıza büyüteç almanızı veya İnternet Explorer 7 ya da Opera gibi "büyültme/küçültme" yapan bir browser kullanmanızı tavsiye ederim. Firefox'ta göremedim o özelliği. Kör müyüm yoksa gerçekten?
Post'un girişindeki uyarıyı yapan görevliyi de şiddetle kınıyorum. "Tanı koymak" ? Bahse girerim, kumandanın ilk üç kanalında TRT vardır. Kumandan selam getirdim sana.
post post. Geceleri bloga post yazmayı yasaklıyorum kendime.




