Murat Kaya

Cuma, Mart 30, 2007

Gürültü - Sessizlik / Sessizlik - Gürültü

Bu sabah uçuşan serçeleri izlerken ve çıkardıkları sesleri dinlerken aklıma geldi bu düşünce. Bir kuşun sesine bile tahammül edemeyen insanlar olabilir. Her dönem vardır, var olacaktır. Bu insanlığın suçu değildir (belki de bir suç bile değildir) ve birçok değişkenin bir araya gelmesi ile ortaya çıkmaktadır. Belki de hayat, birbiriyle bu kadar fazla iç içe geçmiş değişkenler yüzünden karmaşık görünüyordur. Halbuki, uzaydan bakınca, kendi halinde, sessiz sakin bir yer gibi durmaktadır.

[Bu metin tamamıyla kurgudur. Gerçek kişi ve olaylarla hiçbir ilgisi yoktur.]

Mutlak sessizlik isteyen bir Alman bilim adamı, bir gün çevresindeki kuş seslerini yok etmek için yeni bir araştırmaya başlar. Elinde bulunan araştırmalardan birinin sonucu da şunu göstermektedir; “Sessizlik, insanların iş hayatındaki verimi artırmaktadır.”

İnsanlara mutlak sessizliği sunarak, dünyayı zengin bir yer haline getirme fikri ile yola çıkar. Kuşları sessizleştirdiği zaman bazı insanlarda oluşabilecek “kuş sesi ihtiyacını”, bantlarda veya diğer formatlarda kayıtlı kuş sesleri ile tatmin etmeyi planlamaktadır.

Bu doğrultuda düşünceler ve bilgiler biriktirmeye başlayan bilim adamı önce bir “mutlak sessizlik odası” yapar. Odanın amacı, çalışmak isteyen kişiler için “mutlak sessizlik” sağlamasıdır. Duvarların ses geçirmezliği gibi, pencereler de dışarıdaki gürültüyü tamamen kesecek bir şekilde inşa edilmiştir.

Aynı günlerde Seattle’da bir bilim adamı ise aynı hedefe ulaşmak için “kulaklık” yoluyla bir çözüm getirmenin peşine düşer. Dünyadaki gürültü miktarından bağımsız bir şekilde “sessizliğin sesini” üretip kaydederek bunu kasetler ve CD’ler vasıtasıyla insanlara aktarmayı tercih eder.

Alman bilim adamı, araştırmalarının ikinci aşamasında, kuş sesleri üzerine çalışan Norveçli bir bilim adamı ile karşılaşır. Güney ülkelerinden birinde çalışmakta olan bu bilim adamının amacı ise nesli tükenen kuşların seslerini kaydedip bu sesleri dijital ortamda yeniden üretmek ve elindeki kayıtları kullanarak diğer kuşlarla iletişim kurup kuramayacağını öğrenmektir.
İki taraf da ellerindeki bilgileri paylaşır ve Alman bilim adamı kuşların sesini yok edebileceğini öğrenir ve çalışmasının akışını, projenin başındaki amacına direkt olarak ulaşmak üzere değiştirir: Kuşların seslerini yok ederek mutlak sessizliğe ulaşmak. Araştırmasına bu yönde devam eder. Kendi bölgesindeki kuşlar üzerinde çalışmaya başladığı sırada bir hayvansever grubu durumdan haberdar olur ve bilim adamını engellemek üzere çalışmalarını başlatır. Üzerinde oynadığı kuş çeşitlerinin sesini gerçekten kesmeyi başaran bilim adamı, araştırmasının devamı olarak, bu kuşların sonraki nesillerinde de seslerini koruyup korumadığını anlamak için beklemeye başlar.

Hayvansever grubun karşı çıkmasına aldırmadan işine bakan Alman bilim adamına bir itiraz da yine kendi meslektaşlarından gelir. Bir grup Fransız bilim adamı, Alman meslektaşlarının bu çalışmalarını yalnızca laboratuvar ortamında yapmasını ve çevredeki kuşlara zarar vermemesi gerektiğini hatırlatırlar. Alman bilim adamı bu duruma sinirlenir ve avukatı aracılığı ile bir açıklama yapar. Çevredeki kuşların seslerini kestiğine dair kimsenin ortaya bir kanıt koyamayacağını söyler. Bu açıklamanın ardından hayvanseverler grubu, sesleri yok edilerek doğaya salınan bu kuşların göç ettiğini veya düzenlerinin bozulduğunu kanıtlamaya çalışır. Sesleri kesilmiş kuşların bir kısmının da fizyolojik olarak değişiklikler sergilediğini gözlemleyen bir başka bilim adamı ise Alman meslektaşını doğanın dengesini bozduğu için dava eder.

Yeni doğan yavrularda seslerin kaybolmadığını gören bilim adamı, her yavru kuş için işlemlerini tekrarlar. Amacı, çevresindeki tüm kuş türlerinin sesini kesmesidir ve bu şekilde uçmalarını ister. Kuşların uçma sırasında çıkaracakları kanat seslerini göz önünde bulundurmamaktadır.

Bu sırada, “mutlak sessizlik odası” adı verilen yeri inşa eden firmadan bir ses mühendisi, mutlak sessizlik odasının da aslında tam olarak “sessiz” olmadığını ve bilim adamının bu çalışmasının saçma sapan olduğunu açıklar. Buna da kızan bilim adamı, çalışmalarının engellendiğini ve bilim yapmasına gösterilen tepkiyi insan haklarına aykırı bularak kendisi ile uğraşan tüm gruplara karşı dava açar.

Taraflar bir araya geldiği sırada, işler iyice karışır. Hukuk merci, olayları tek tek ele alarak sonuca ulaşmayı tercih eder. Alman bilim adamı doğadaki sesleri yok etme çalışmalarının insanlık için faydalı bir çalışma olduğunu iddia ederken, karşı tarafta bulunan çevreler gürültünün bir zararının olmadığını ve kontrol edilebilir olduğunu kabul ettirmeye çalışır.

Dava hâlâ sürmektedir. Seattle’daki bilim adamı ise sessizliğin sesini bulma çalışmalarına devam etmektedir.

Alman bilim adamının çalıştığı bölgede, sesi kesilen kuşların aralarında iletişim sağlayamadığı için zarar gördüğünü tespit eden Fransız bilim adamları karşı dava açmıştır. Kuşların göç yollarında bazı sapmalar da gözlenmiştir. Norveçli bilim adamı ise kuş sesinin bir “gürültü kaynağı” olarak görülmesinin zooloji bilimi açısından bir “faşizm” olduğunu söylemektedir. Doğanın dengesi, kuşların sesine de ihtiyaç duymaktadır. Dava sonrasında gerçekleştirdiği araştırma ile doğadan kuş seslerinin eksilmesi ile oluşacak çarpıklıkları sergilemesi Alman bilim adamı aleyhine bir delil olarak kullanılmak üzere mahkemeye sunulmuştur.

Alman bilim adamı ise karşı bir tez öne sürerek, kuşların sesini yok etmenin, kuşları ve diğer hayvanlarla olan ilişkilerini hiçbir şekilde etkilemediğini söylemektedir.

Davanın medya vasıtası ile haberlere taşınması ve bu konu ile ilgili televizyon belgesellerinin yapılması ile halk arasında da bir hareket gözlenmiştir. Alman bilim adamını “hayvanlara karşı şiddet” sergilediği için dava edenler olduğu gibi, Alman bilim adamına ellerindeki araştırma sonuçları ile destek olan farklı ülkelerden bilim adamları bulunmaktadır.

Mahkeme ise kuş sesini gürültü kaynağı olarak kabul edip etmeme konusunda kararsız kalmıştır ve dava gereksiz bulunduğu için düşmek üzeredir. Sürülerce kuşun sesini yok etmek vasıtasıyla doğal dengede sarsıntıya sebep olan bilim adamı hiçbir ceza almadan bu davadan kurtulursa yaşanabileceklerden endişelenilmektedir. Dava sırasında açıklamalar yapan bilim adamlarından biri olan Hintli bilim adamı, insanlığın tümünü ilgilendiren araştırmalar için gerekirse tüm insan ırkının denek olarak kullanılabilmesini öneren bir tasarı hazırlayıp Avrupa Birliği’ne sunmuştur. Bu doğrultuda Alman meslektaşına destek verdiğini açıklamaktadır.

Mutlak Sessizlik Projesi adı verilen bu araştırmanın sonuçlarının ne olacağı ve ne işe yarayacağı konusunda yepyeni araştırmalar yapılmaktadır. Alman bilim adamına en başta referans olan araştırmanın ise geçersiz olduğu, eserin yazarı tarafından açıklanmıştır. Yani aslında sessizlik ile insan verimi arasında hiçbir ilişki bulunmamaktadır. Bulunsa bile kontrol dahilinde olduğu ve kaçınılabildiği için göz ardı edilebilir. Kuşların sesini keserek mutlak sessizliğe ulaşmak ise, kuşlardan başlayıp tüm dünyaya yayılacak bir “sessizleştirme” projesinin başlangıcıdır.

Seattle’lı bilim adamının üreteceği “Sessizliğin Sesi” isimli kayıtlar ise merakla beklenmektedir. Bu arada Çin hükümeti, bu ve buna benzer araştırma sonuçlarının halk ile paylaşılmasının yasaklanması üzerine çalışmalar yapmaktadır.

2 Comments:

  • İşteki verimlilik ve tempoya olumsuz etkisi olmaması kayıt ve şartıyla böylesi hikayelerden haftada bir adet okumak arzu ederiz.
    Hele bir de aklı başında bir editör ve yayıncının eline geçerse, daha kalıcı ve daha hayırlı olur.
    Damlaya damlaya göl olur,
    şayet sabitse,
    damladığı yer oyulur.

    By Anonymous Adsız, at 12:20 PM  

  • "Prodüksiyon" için fazla vakit yoktu.
    Yazım kusurları ondandır.
    Teşekkür ederim.

    Prodüksiyon vaktini uzattıkça da hammadde değişmeye başlıyor. Bu yüzden kısa sürede çıkarmaya çalıştım.
    Bunun üzerine bir sürü parantez ve ek paragraflar binecek. Yakında.

    By Blogger Murat Kaya, at 6:50 PM  

Yorum Gönder

<< Ana Sayfaya Dön