Murat Kaya

Salı, Mayıs 08, 2007

Aynı malzeme ile denemeler

Küçük bir espri olsun elimizde.
Mesela "Benzinli araba", "LPG'li otomobil" ve "alkollü araç" esprisi.

Bu espriyi çeşitli şekillerde kullanmayı deneyelim. Elbette bu cümle de sonsuza doğru giden bir çizgidir aslında ama biz yine de bu çizgi üzerinde birkaç deneme yapalım.

Her bir uygulamayı burada kullanıldığından daha farklı görsellere uygulayabiliriz. Ben şimdilik hepsini bir “yazı” olarak kullanacağım. Yani mesela gazete haberi halinde yazılmış olan metni, sizin bir gazete küpürü formatında görmeniz ile yalnızca bir “yazı” olarak okumanız arasında elbette fark olacaktır. Hatta şunu da diyebilirim ki, -gazetedeki haber metni örneğinden gidersek- gazete küpürü formatında görmeniz, metni düz bir yazı içerisinden okumaktan daha etkili olacaktır. Diğerleri de şekil şartlarını yerine getirebilecek vaziyette olabilirdi elbette (bir mp3 dosyası, bir video gibi..) ama bu bir blog postudur. (Gönderi diye çevirmişler: Bu bir blog gönderisidir.)


Bir gazete haberi: (TV haber bülteni de olabilir. Birbirinden farkı kalmadı artık.)

“Cumartesi akşamı sahil yolunda yapılan alkol muayenelerinde 120 promil alkollü çıkan sürücü kendisine verilen cezaya itiraz etti. Televizyon kameralarına karşı alkollü olmadığını söylerken yere yıkılan sürücüyü polisler [bir türlü] sakinleştiremedi. Alkollü değil ‘LPG’li araç’ kullandığını iddia eden sürücü çevredeki [olayı izleyen] vatandaşları ve polisi güldürdü. [TV haber bülteni metni için ek] İşte olay görüntüler!”

Dergi yazısı: (Popüler bir dergi haberi veya Popüler bilim dergisi olabilir.)

“Küresel ısınmayı önlemek üzere geliştirilen hibrid araçların kullanımı Avrupa ve Amerika’da her geçen gün artıyor. Alternatif enerji kullanımını özendirmeye çalışan otomobil üreticileri ise bu tip araçların üretimini artırıyor. Ülkemizde ise ekonomik koşullar yüzünden araçlara LPG taktırılıyor. Dizel araçlar da son yıllarda sağladığı yakıt tasarrufu sayesinde popülerleşiyor. Bunun yanında benzinli araç kullanan sürücüler ise artan benzin fiyatlarına isyan ediyor. Bazı sürücüler ise alkollü araç kullanmakta diretiyor.”
Televizyon programında, tartışan insanlardan bir bölüm:
“Şimdi sayın Bükey, şöyle söyleyeyim size. Türkiye, dünyanın en pahalı benzinini kullanıyor. Bu açıdan baktığınızda Ferrari’sine LPG taktıran sürücüyü yadırgamadan önce şunu da düşünmemiz gerekiyor: Benzinli Ferrari kullandığı zaman bu adamın ödeyeceği benzin masrafını düşünün! Nerden baksanız, bunun hesabını yapamazsınız! O masraf ile başa çıkılmaz! Dizel de yapmıyorlar ki bu mereti, vatandaş mazot ile kullansın Ferrari’sini. Tüm dünya elektrikli araçları kullanmaya başlıyor, peki biz ne yapıyoruz? Hâlâ alkollü araç kullanımında dünyanın “top beş”ine oynuyoruz. Lütfen sayın Bükey. Buradan yetkililere sesleniyorum: Lütfen vatandaşı bu konuda bilgilendirin. Aldığınız onca vergi ile cari açığı kapayamadınız, Ferrari’sine LPG taktı diye adamcağızla dalga geçiyorsunuz. Yazıktır. Günahtır.....”


Başka bir kanalda, tartışma programı:

Birinci Konuşmacı - Sayın beyfendi. Lütfen sözümü kesmeden dinler misiniz! Şimdi Türkiye’deki trafik kazalarının derin analizine bakıyoruz burada ve karşımıza şöyle bir tablo çıkıyor. Kazaların büyük bir çoğunluğu alkollü araç kullanımından kaynaklanıyor. Bu durumda ben yurtdışına çıktığımda, açık söylüyorum size, yalanım varsa [şerefsizim] (banttan yayın olduğu için o kısım bip’lenmiş) utanıyorum. Diyorlar ki, biz hibrid araçlara geçtik, LPG’li araçları çevre dostu olmasından ötürü tercih ediyoruz, peki siz Türkler ne yapıyorsunuz, hâlâ alkollü araçlar kullanıyorsunuz, birbirinize çarpıp duruyorsunuz diyor. Bak! (Kaşlar havada, işaret parmağı dimdik, etrafı inceler.) Bu konuda halkın bilinçlendirilmesi gerekiyor, buradan tüm sürücülere sesleniyorum. Lütfen biraz daha duyarlı olalım. 10 binlerce insanımızı her yıl trafik kazalarında yitiriyoruz.
İkinci Konuşmacı – Saçmalıyorsunuz efendim. Hibridli araç ile LPG’li araç arasında dağlar kadar fark vardır.
Birinci Konuşmacı – Lütfen, sözümü kesmeyin dedim size! Ben sizi en başından beri sakin sakin dinledim değil mi?
İkinci Konuşmacı – Hayır, sözümü kesip durdunuz! Ben de siz...
Birinci Konuşmacı – 70 Milyon görüyor sizin ne yaptığınızı. Sözümü kesmeyiniz, lütfen! Bakın, rica ediyorum.
İkinci Konuşmacı – Ben diyorum ki, benzinli araç kullanmak ile alkollü araç kullanmak aynı şeydir. İkisi de doğaya zarar vermektedir. Ben hibridli araç kullanılmasından yanayım.
Birinci Konuşmacı – Hâlâ konuşuyor, lafımı bölüyor efem! Görüyorsunuz. (İkinci Konuşmacı’ya dönerek) Katılmıyorum görüşlerinize efem.”

Radyo şovu: (Erkek sunuculu, konserve kahkahalı radyo şovlarından birisi)
Bu formatta kullanılan kısaltmalar şu şekilde olmuştur:
ü.b.ş.e.: Üzüntü belirten şaşırma efekti (genelde aaaaa şeklinde olur)
i.g.e.k.e.: İnsanı gıcık eden kahkaha efekti. (grup halinde “hahahaha” şeklindedir.)

Şovmen - Türkiye’de yılda 10 bin insan trafik kazalarında hayatını kaybediyormuş. [–ü.b.ş.e.-] evet, evet! Yetkililer bu konuda halkın bilinçlendirilmesi için çalışmalar başlatmış. Bu doğrultuda ilköğretim okullarındaki Trafik Haftası kutlamalarında öğrencileri bilgilendirici gösteriler yapılacakmış. Yalnız ben şimdi anlamadım, neden ilkokullarda yapıyorlar ki bunu, oradaki çocukların hiçbiri araba kullanmıyor [-i.g.e.k.e.-] Acaba geleceğe yatırım dedikleri şey mi bu [–i.g.e.k.e.-] hayır, yani bu çocuklar gidip babalarına “baba, trafik kurallarına uy lütfen” mi diyecek evde [–i.g.e.k.e.-] neden bu çocukların babasını toplayıp eğitmiyorsunuz [–i.g.e.k.e.-] yemedi değil mi? [-i.g.e.k.e.-] evde oturuyorsunuz, çocuğunuz geliyor yanınıza ve size diyor ki “baba, bizim arabamız benzinli, di mi?” [-i.g.e.k.e.-], şöyle yarım ağızla “evet çocuğum, haydi odana git sen, oyuncaklarınla oyna” diyorsunuz. [-i.g.e.k.e.-] tam odadan çıkmak üzereyken bir soru daha soruyor size “baba, benzinli aracı anladım da alkollü araç nasıl oluyor, nasıl gidiyor, alkolle mi?” [-i.g.e.k.e.-] Buyur burdan yak! [-i.g.e.k.e.-] [-i.g.e.k.e.-] Reklamlardan sonra programımız kaldığı yerden devam edecek. Ben gidip kendime bir sigaralı araç molası vereyim [-i.g.e.k.e.-] (müzik başlar)”

Kahve sohbeti:

Hadi Abi – Dedim ki memur bey, napyosun yaw, benim arabam benzinli, nerden çıkardın alkollü araç kullandığımı.
Puhaha ha ahah ahhah (Kahvedekiler kahkahaya benzer gürültüler çıkarır)
(Sahneye dışarıdan birisi gelir) Alkollü araç da mı çıkarmışlar! Vay be, gavura bak sen! Hiç aklıma gelmemişti.
(Puhaha hahahah diye bir kahkahaya benzer insan gürültüsü daha. Topluca.)
Fıkra versiyonu: (Reklam fıkraları için.)
“Kreatif Direktör’ün biri bir gün trafik polisi tarafından durdurulmuş. Alkollü araç kullandığı için ehliyeti elinden alınmış.
Kreatif Direktör de:
- Hayır efendim, ben alkollü araba değil sadece benzinli araç kullanırım. Diyerek itiraz etmiş.”

Daha devam eder...
Bir cümlenin birçok farklı şekilde söylenebilmesi gibi, farklı formatlarda da çeşitlenmesi mümkün.
Hepsi aynı kapıya mı çıkıyor peki? Çıkıyor da olabilir, çıkmıyor da olabilir.

Sözler önemli midir? Valla ben bazen sanki “görüntü daha fazla önemlidir, söz neredeyse hiç önemli değildir” düşüncesi hakim diye düşünüyorum.. Az önce internet gazeteleri arasında bir gezeyim dedim de... Bu son cümledeki içeriği oluşturdu zihnimde. Alman kız ile Türk erkeği “Alman BBG’sinde”ymiş... Sanki BBG kavramını biz hediye ettik dünyaya. “Ünlüler Sirki”ni de İtalyanlar bizden çalmıştır belki!!..

Son cümlemi tekrar edeyim: Bazen “En önemli şey görüntüdür, sözlerin hiçbir önemi yoktur” diye düşünüldüğü izlenimine kapılıyorum. O zaman televizyonlar da görüntünün yanında boşu boşuna “ses yayını” yapıyor demektir. Hoparlörler yalnızca “arabada” lazım demek ki. Vay be. Eyç Ci Wellsvari bir kapanış oldu bu post’ta da.

P.P. Bu blogu takip edenler, alıntıları yalnızca başka yazarlardan yaptığım zaman kullandığımı bilirler. Bu seferlik, kendi kendimi alıntılamış oldum.

P.P.2. Radyo şovu yapan arkadaşın verdiği rakam uydurmadır. Bu gibi istatistikleri verip çözüm geliştirmemenin "algıyı darmadağın ettiğini" ve bahsedilen rakamların "işitilmediğini" ve her şeyin boşa gittiğini düşünüyorum nedense. Dünyada kaç çeşit virüs olduğunu söylemenin, söylediğin kişiye hiçbir faydası yoktur. Gibi. İster 1 de, ister 1 milyon de. Virüs, virüstür.