Otobiyografiler - Clapton
Yeniler dijital müziğin getirdiği kuralların ne olduğunu anlamaya çalışır ve ona uygun yeni adımlar atmaya çalışırken, eskiler de, arada bir yeni albüm çalışmaları deneyip, belgesel çekip, eski günleri yâd edip, otobiyografi yazarak vakit geçiriyorlar. (Otobiyografi yazamayanlar da, yazdıracak birilerini buluyorlar tabii.)
Bu otobiyografilerden sonuncusu (şimdilik) Eric Clapton tarafından yazıldı. Ben de okumaya başladım.
Daha ilk satırları okurken (ki, genelde bu satırlarda çocukluk dönemleri anlatılır - çok güzel bir şekilde bilgilendiriyorum) şunu fark ettim: Otobiyografi okumaktan zevk almak ayrı bir şey. Bundan zevk alanların da herhalde büyük bir kısmı o kişiler ile benzer özellikler taşıdıklarını keşfetmekten zevk aldığı için okuyor. Eric Clapton'ın çocukluğunda çizgi romanlara saldırıp sonra da kendi çizgi romanlarını çizmek üzere uğraşması, onunla çocukluğumda paylaştığım benzer özelliklerden ilk aklıma geleni. Bu şekilde gençlikteki bakış açılarında da benzerlik yakalamak mümkün.
Bir de biyografilerde sevdiğim bir şey de şu: Senin asla kuramayacağın cümleleri kuruyorlar. Mesela Jimi Hendrix ile tanışmasını anlattığı kısım. "Odaya yanında siyahi bir genç ile birlikte geldi ve adının Jimi Hendrix olduğu söyledi." gibi.
(Yani "asla kuramayacağın cümleler" derken, "o kişiler öldüğü için, asla kuramayacağın cümleler" de demiş olabilirim. :)
Bir de küçük bilgi. Jimi Hendrix ölmeden bir gün önce Eric Clapton bu beğendiği adama "solak" bir gitar alıyor. "Bunu çok beğenir" diye düşünüyor ve o akşam gitmeye sözleştikleri konsere gidiyor. Gitarı da yanında götürüyor fakat Jimi Hendrix o gece gelmiyor. Ertesi gün, Jimi'nin öldüğünü öğreniyor....
Hüzünlü de tabii.
Hoş bir kitap. Notlar alıp duruyorum. Çevirisini yapacak kişiye de (eğer çevrilirse tabii) selam ediyorum.


0 Comments:
Yorum Gönder
<< Ana Sayfaya Dön