Geçtiğimiz hafta, İstanbul'da bir WOMM konferansı gerçekleşti. Mediacat imzalı. Silverman, Balter, Carl, Öztürk, Akcan (soyadlarla hitap etmek bize göre değil sayın Kaya, başa saralım) sahneye çıktılar ve biz "izleyici" veya "katılımcı" topluluğuna seslendiler. Cenk'le Erdem de vardı. Not defterimi açtım ve yarım saat içerisinde yazabileceklerimi kafamda toparladım ve klavyeye parmak darbelerimle vurmaya devam ederken düşünmeye devam ediyorum. Aşağıdaki fotoğraf önümdeki izleyicilerin bir anlık yokluğundan faydalanılarak çekilmiş bir pozdur. Perdenin altında suflör yok. Baktım. Şaka şaka. Zaten oraya suflör konmaz. Yüksekliği Silverman tecrübesi ile sabit. O yaşta adam, tek hamlede oradan atlayıverdi. Gözümle gördüm.
Sunumunda illüzyon kullanması ile dikkatleri topladıktan sonra bunu WOMM'a "a knot which is not a knot" sözüyle bağladığı sırada ben defterime not almaya başladım. Yalnız ben metafor olarak bir ipin kullanılmasından hâlâ emin değilim zira o ip ile zihnim iyice karıştı ve bir süre konudan kopmuş bir vaziyette beynimin illüzyonistini bekledim (illüzyonistim, kendim. "my life, my card" gibi.)
WOMM'un yüzyılın getirdiği bolluk yüzünden ortaya çıkmış bir akım daha olduğunu belirtti Silverman (bu şekilde ifade etmedi elbette, kendimden bir şeyler katıyorum). "Öncesinde yokluktan çekilirdi, şimdi bolluktan çekiyoruz" gibi bir algı oluşuyor doğal olarak insanların üzerinde. İllüzyonist, dikkatleri başka yöne çektiği zaman numarasını yapar ya, sanırım bizlerin de bu şekilde dikkatini dağıtmaya çalışıyorlar. Ronaldinho'nun, şu sıralar görünen Nike filmini ben yazmadım. (Silverman'in cebinden çıkardığı ipin, önceki ip olduğundan da emin değilim. İpi kontrol ettirdi ama kimseye cebini göstermedi.)
Neyse, WOMM'un güven isimli kurumun kaybı ile ortaya çıktığını söyledikten sonra ben sahnedeki göz kırpıp duran "smiley"e kaydım. O sırada Silverman ipi kenara koymuş, Apple'ı ile gösterisine başlamıştı. Güvenilirliğini yitiren medyalar yüzünden, tüketicisine ulaşmak isteyen markaların WOMM yolunu seçtiğini söylüyordu.
Silverman, salona "gönüllü tanıtım elemanı olduğunuz markalar var mı" diye sordu. Bir arkadaş Starbucks'ın reklamını yaptığını söyledi ve salonda Starbucks reklamı yapmış oldu. Ardından Silverman, artık kahvesini Starbucks'tan değil Green Coffee adı verilen bir alet ile kendisinin yaptığını söyledi. (Bu konuyu biraz daha araştıracağım)
Burada bir hatırlatma: Konuşmacıların bahsettiği her bir konudan bahsetmeye kalkarsam aylarca giriş yapmam gerekebilir. Aklıma geldikçe diğer postlar arasında da geçer. Farkında olmadan. Üstü açık veya kapalı.Elbette bahsedilen konular Amerikan kamuoyu için daha "hayati" meseleler veya şu anda belki "yalnızca" Amerikan halkı için geçerli bilgiler. WOMM enstrümanları olarak tüm (yabancı) konuşmacıların konuşmalarında geçen e-postların Türkiye'deki kullanımını (kendi açımdan) düşündüğümde anlatılanların çoğunun aslında Türkiye ile çok fazla ilintili olmadığını düşündüm. Neden mi? Bizim 45-50 yaş arası ton ton teyzelerimizin, e-posta ile arkadaşlarına kullandıkları bir ürünle ilgili mail yazacaklarına ben şu an için inanamıyorum. Belki keskin bir düşünce ama Alper ve Alemşah'ın sunumunda bahsettikleri "biz zaten WOMM'a hazırız" cümlesi ile zihnimde oturuverdi. "E-posta ile WOMM Amerikadaysa, bizde de çay sohbetleri ve kadın günlerindeki sohbetler" var. Yani biri yazılı, ötekisi sözlü iletişim. Hmm. Düşünme molası.
Bu arada Walter C. Carl'ın sunumuna geldiğimizde karşımızda bir anda WOMM'un ölçümlenmesini görünce oturduğum yerde titredim. Silverman'ın da sunumunda gösterdiği küçük WOMM simülasyonlarını Carl da tekrarladı. Su damlasının yayılması gibi bir ölçüm.
Peki, geometrik bir şekil olarak ele alıp o dairenin pi-re-karesini alabiliriz. Ama nedense "her şeyi" ölçümleme konusunda (benim) şüphelerim var. Kaç bardak çay içtiğinizi kendiniz ölçebilirsiniz ama İstanbul'daki tüm kahvehanelerde içilen çay rakamını bana söylediğiniz zaman ben ona "ölçümleme" diyemem. Bu benim problemim. Henüz Türkiye'nin hangi kıtada yer aldığını bilmeyen bir ilkokul öğrencisine, güneşin bizden kaç milyon ışık yılı ötede olduğunu söylemek gibi geliyor bu tip "bak, bunu da ölçümledim, al sana rakamlar burada" diyen uzmanlar. Belki bu konuyu "WOMM'un sonuçları da ölçülebiliyor" diyerek geçmek gerekir. En sıkıcı sunum Walter C. Carl'ınki idi doğal olarak - bu bilgiyi de aralarda yaptığım "ölçümlemelerim" ile edindim.. Ölçümleme konusunda söyleyecek bir ton sözüm kaldı. (Belki başka bir posta).
Ian Hacking'in kitabını bitirmem lazım o arada.

Alper ile Alemşah'ın sahneye çıkışı güzeldi. Sanki tüm salon, "İngilizceden bıktık, gelin kurtarın bizi" dermiş gibi sarıldı sevgili blogger'larımıza. Sunumları
kendi bloglarına koydular. Bakabilirsiniz.
Beni düşündüren nokta şuydu. Alemşah ve Alper sunuma başladıklarında Silverman'in elinde bir Türk kahvesi gördüm. Sonra yanına Carl geldi ve birlikte dinlemeye başladılar ama beş dakika sonra Silverman uyudu. :-) Buradan çok şey çıkarılabilir. Ölçümlemeciler gibi size opsiyonları sıralayıp da hayalgücünüzü sınırlandırmayacağım. Fakat BzzAgent Balter'in sunumu öncesinde salonu canlandıran bir sunum yaptıkları için sevgili Alemşah'a ve Alper'e ben de teşekkür ederim.
Balter'ın sunumu daha çok BzzAgent'ın çalışma şekilleri üzerineydi. Bu yüzden bir süre sonra canım sıkılmaya başladı ve Cen'Kerdem'in sahneye çıkmasını bekledim. Balter da, günlük konuşmaların %15'inin markalar üzerine olduğu bilgisini verdi. WOMM'un kuralları adı altında (notlarıma göre üç kural) sıraladı veya ben üçüncüsünden sonra kurallara numara vermemeye başladım. Dave Balter'ın kitabı Grapevine'da da bahsettiği Oprah Winfrey'in şovunda gerçekleştirilen içeceğin lansmanını "best buzz ever" diye değerlendirdi (kitabı okumayanlar arasında ben de olduğum için daha derine inemedim-şimdilik)
Walter C. Carl ise Fiskars ile aklımda kalmış oldu. İsmi ile verdiğim linkte, Mediacat konferansından bahsettiği post'un linkini vermiş oldum. Sunumlarını indirmek için, linki izleyebilirsiniz.
Renan Tavukçuoğlu'nun
FikriMuhim.Com'dan bahsettiği sunum ve Yankı Yazgan'ın "çocuk doktor" ile başlayıp beynin çalışma sistemlerine üzerinde çok derine inmeden yaptığı anlatım için vaktim kalmadı. Sonraki post'ta bunlardan da bahsetmek üzere, iyi geceler.
Bu arada çıkışta Erdem'le aynı sigarayı içtiğimizi öğrendim. Kendisini tebrik ettim. Davidoff standına da hiç uğramadım. Marka değişikliği yapmayı düşünmüyorum. Walter C. Carl sigara standını garipsemiş.
Sunumların tamamını Mediacat'in WOMM konferans sitesinden, yani
buradan indirebilirsiniz. Şimdi baktım da, yarım saatte oldukça uzun yazmışım. Son olarak Alemşah ve Alper'in sunumu sırasında yanyana oturmakta olan Silverman ve Carl ve Erdem.
