Murat Kaya

Pazartesi, Aralık 31, 2007

Yazarına not

Bu blog henüz 2008 yılına girmemiştir.

İmza: Okuyucusu

Pazartesi, Aralık 24, 2007

Kulaktan kulağa

Yanda kapağını gördüğünüz bu kitap uzun süredir dikkatimi çekiyor. Muhtemelen (henüz okumadıysanız) sizin de ilginizi çekiyordur. Geçen seneydi galiba, "kulaktan duyma" veya "öneri" yolu diyebileceğim bir yöntem ile tavsiye edilmişti bana. Sevgili İnci Vardar, sağolsun. Ben kitabı alıp okuyana kadar çevremde birkaç defa daha rastladım.
Eski kurgu okurları için çok matah bir kitap değil ama işin ilginç yanı:
1. Kapağı,
2. Methedilmesi,
3. Aradan kaç yıl geçmiş olmasına rağmen hala "çok satanlar" listesinde olması.

Büyü gibi bir şey.
Ama kulaktan kulağa yayılmanın ne kadar etkili olduğunu bir defa daha gösteren bir örnek (daha). Kitap satış sitelerinin haftalık bilgilendirme maillerinde yine görünce "not düşmeden geçmeyeyim" dedim kendime.

Bir de çok sık bir şekilde bu kapağa rastlayıp da "ipini koparan kitap yazıyor" diye düşünenler
için belki bir etkisi olur. O kadar da "ipi kopuk bir eser değil. En azından birinden ödünç alıp, üstünkörü okuyun. Kış gecelerinde iyi gider.

Bendeki kopyayı da biri aldı ama kim? Hatırlamıyorum. Lütfen geri getiriniz.

Pazartesi, Aralık 17, 2007

Kent

Bir süredir Kent içiyorum. Geçen gün sigara almak üzere tobacco shop'a uğradığımda garip bir diyalog yaşadım.
"Şey, afedersiniz" dedi tezgahtar, "buyrun" dedim, "acaba sizin için bir mahzuru yoksa jelatinin üst tarafını alabilir miyiz".

Normal bir "sigara alımı" sırasında yaşanması çok zor görünen bir istek. Hani "özürlü vatandaşlar için tekerlekli sandalye veriyorlar. Paketinizdeki bandrolü alabilir miyiz" diye sorsalar çok daha normal karşılanır ama ben bu isteğin üzerine etrafta kamera aramaya başladım.

"Hayrola" diye sordum doğal olarak.
"Kent yeni bir kampanya başlattı da.." diye başladı anlatmaya. "Satışları kontrol etmek için yapıyoruz" dedi.
Ben hala kamera arıyorum etrafımda. "Satışları kontrol etmek için sigara paketini açık halde vermediklerine şükretmemiz mi lazım" diye de düşünüyorum içimden. Adamın suratını inceliyorum. Hafiften bir "dalga geçme havası" da yok değil.

Bir paket sigara almak için biraz fazla vakit harcadığımı düşünerek "iyi peki alın bakalım" dedim. Paketi açıp jelatinin üst tarafını çıkarıp verdim. O jelatin parçasını (Kent logosu ile bezenmiş halkayı) aldıktan sonra ciddi bir şekilde yazarkasaya koydu!

İki gün sonra bir daha uğradım aynı mağazaya. Bu sefer başka birisi vardı. "Kent" dedim, "silver". İçimden de "bakalım yine isteyecekler mi" dedim. Adam paketi bana uzatırken demez mi "şey, acaba sizin için bir mahzuru yoksa jelatinin üst kısmını alabilir miyiz". Tamam. Şimdi sigara almak için harcanacak vakti bir kenara bırakıp "araştırma yapmaya" başlamalı dedim ve "nedir bunun anlamı" diye bu adama sordum.

Bu seferki de demez mi: "Ya abi, Kent bayilere bu ambalaj karşılığı kontör veriyor da.. O yüzden alıyoruz".

British American Tobacco, bravo dedim. Müşterinin jelatini orada açması için bir "evet" ya da "hayır" uzaklığında bir şey ama bayilere birkaç kontör için bu kadar takla attırmak... Ben anlamadım. Hani şunu "karton" üzerinden yapsalarmış da bayiler de üç-beş kontör için müşteriyle yüzgöz olmak zorunda kalmasaymış. Bu arada bana "satış takibi için" diyen adama da bravo dedim!

Kent alırken, jelatini isteyen tekel bayilerinde kamera aramayın yani. Ciddi bir durum.