Murat Kaya

Pazartesi, Mart 31, 2008

Cumartesi Kargosu

Cumartesi, saat 17.00 sularında kargo firmalarından birinin ofisine girdim. Tezgaha ulaştım ve karşımda "ne işin var burada" gözleri ile bakan bir kız. "Kargom var" dedim. "Malesef, kargo kapandı, alamayız" dedi. "E peki, şimdi zarfa koyup adresi yazayım, Pazartesi günü gönderseniz de fark etmez" dedim. "Olmaz, emanet alamıyoruz" dedi.

Emanet dediği şey, kargo ve biz bu diyaloğu bir kargo ofisinde yaşıyoruz. Enteresan dedim ve orayı terk ettim.

Kargocuların nasıl bir sistemle çalıştığını bilmiyorum ama müşterinin istediği vakitte kargosunu alıp gönderemiyorsa kargoculuk sektörünün gidecek daha çok yolu olduğu düşünüyorum ben. Bir zamanlar Pazar günleri bazı gazeteler çıkmazdı mesela. Onun gibi. Şimdi sıkıysa Pazar günü (veya herhangi başka bir gün) gazetenizi çıkarmayın, bir daha gazetenizi alacak bir kişi bulabilir misiniz.

Bir gün Pazar akşamı saat 20.00'de bile kargo gönderilebilecek ve bu not "antika post" olarak kalacak.

Ha bir de, o ofisten çıkarken kendimi aciz bir ülkenin vatandaşı gibi hissettim. Takvim 2008'i gösterirken. "Gönderemezlermiş!"

4 Comments:

  • Çok ilginç bir halleri var kargo şirketlerinin. Eğer ben kalkıp kargo göndermek için ofise kadar gidersem beni müşteri olarak görmüyorlar. Bakışları tavırları tamamen nereden çıktı bu şimdi der gibi. Ancak eğer ben bir şirketsem işler tamamen değişiyor. Gelip kargomu alıyorlar veyaptığım sözleşmeye göre de aylar sonra para ödememi istiyorlar.

    Bir başka ilginç nokta da sigorta adı altında benden para almaları ama eğer kırılabilecek bir şey varsa bu sefer hem sigorta yapmıyorlar hem de benden tüm sorumluluğun bana ait olduğuna dair bir imza alıyorlar.

    Gerçek bir rekabet yerine danışık dövüş varmış gibi gözüküyor. Karlar yüksek ne de olsa...

    By Blogger Ali Sağlam, at 3:27 PM  

  • Ofise gelen müşteri "küçük para" demek oluyor galiba. "Büyük para" olsaydı ayağımıza kadar gelmezdi diye düşünüyorlar demektir.

    UPS'i, DHL'i merak ediyorum acaba onlar da bu şekilde mi çalışıyorlar? Yerli firmaların sistem olarak UPS'i ve DHL'i taklit ederek sistem geliştirdiğini düşünmeden de edemiyorum. (Çünkü kargoculuk Amerika'ya Türkiye'de göre yeni sayılır.)
    Peki o zaman, neden ofise gelen müşteriye böyle bir hizmet sunamıyorlar?

    Cevap.
    1. Bombalı paketlerle başa çıkabilmek için.
    2. Ofislerde eşya tutmak için yer olmadığı ve bunun için ayrıca ofis genişliğinden doğan kiraları ödememek için.

    Başka bir düşünce olabilir mi?
    Kayıp? Zaten yoldayken de kaybedebilirler. Ofiste duran mal kayboluyorsa, sen zaten Ali'ye imzalattığın gibi bir şeyi de "kaybolan maldan ben sorumluyum" diye imzalatmış olursun herhalde. Eee?
    Akşama doğru gelen müşterinin ne günahı var.

    By Blogger Ned Dorsey, at 3:39 PM  

  • Yalnız bir tercih yapmam gerekirse yurtici'ni seciyorum. Calisanlarinin yaklasimi daha insancil... veya da benim gittigim ofiste boyle idi.

    Ancak bazi kargo sirketlerin tum calisanlari mi korkunc olur dememe sabep oldu. Galiba o sirketlerde calisanlar cok ama cok mutsuz. Yoksa ne diye oyle davranirlar, anlamam!

    By Blogger Ali Sağlam, at 6:31 PM  

  • kargo şirketlerinde çalışanların mutsuz olduğuna sonuna kadar katılıyorum. idealist ve hırslı, askerliğini bitirmiş,iş dünyasına büyük heyecanla giren ben, uluslararası bir kargo şirketinde yurtdışı satış sorumlusu olarak 5 ay çalışabildim. inanın almaları gereken çok ama çook yol var.

    By Blogger marketman, at 2:09 AM  

Yorum Gönder

<< Ana Sayfaya Dön