Murat Kaya

Cumartesi, Nisan 26, 2008

Futbolun bir güzelliği daha

Dün Fifa oynarken aklıma geldi:

Futbolun güzelliklerinden biri de, kendi evindeki ilk maçı 10-0 kaybeden bir takıma bile rövanş şansının verilmesi. Kimse çıkıp da "bu skordan sonra ikinci maçı oynamalarına gerek yok, direkt olarak elensinler" demiyor. Hâlâ bir şans vermeye devam ediliyor.

Ne kadar güzel, öyle değil mi?

Nereden aklıma geldi? Oynadığım şampiyonlar ligi ikinci tur karşılaşmasında, rakibimi deplasmanda 6-0 yendim ve sonra kendimi "rövanşı oynamaya bile gerek yok" diye düşünürken buldum. Halbuki öyle mi? Değil ve iyi ki öyle değil.

Çarşamba, Nisan 16, 2008

Dünya tek bir küre olabilir ama...


Twitter'da bir saat içerisinde cereyan eden bir olay. Hulu'dan sonra böyle bir oluşum yapmanın anlamı nedir? Ayrıca BBC bile podcast'lerindeki müzikleri kesmek zorunda kalıyor, TV'deki birçok programı sitesinden seyrettiremiyorsa... Globalleşmenin yüzde birine bile henüz gelememişiz demektir.
Benzer bir durum NTVSpor.net'in de başına geliyor. Yurtdışında yaşayan Türkler (hangi ülkede olursa olsun, Amerika, İngiltere, Liberya, Güney Afrika, Çin...) NTVSpor.net'teki gol videolarını seyredemiyor. Elbette NTV'nin yapabileceği bir şey yok. TechCrunch'ın ikinci tweet'inde dediği gibi; koskoca firmalar, hâlâ internetin tek bir kitle olduğunun farkında değil! Enteresan bir şey.
PluggedIn.com

Salı, Nisan 15, 2008

Suyun yolunu bulması


Blog, başladığı halini muhafaza ediyor. Uzun yazıların paylaşıldığı bir yer olarak. Uzun yazı dediğim birkaç cümleden fazla olan yazılar. Blog yorumla besleniyor.
MikroBlogging yorumdan bağımsız. Belirli bir karakter sayısı ile sınırlandırıldığı için kendi kendine konuşma hissi uzun sürmüyor.

Michael Arrington'ın bugünkü Tweet'lerinden birini görünce, hah dedim. Hemen tarihe bir kayıt düşeyim, ekran görüntüsünü alıp, üzerine bir Reha Muhtar yuvarlağı koyup, buraya koyayım.

Mecra da, su gibi yolunu buluyor bir şekilde.

Bloga da devam. Twitter'a da.

Pazar, Nisan 06, 2008

Paul Isakson'dan



Yazarından.
Benim karşılaştığım yerden.

Cumartesi, Nisan 05, 2008

DoubleClick

Uzun süredir, "bunu paylaşmalıyım" dediğim bir şeydi bu.
İlk röportajımı yaptığım kişi olarak hayatımda farklı bir yere oturan Lars Bastholm (AKQA - executive creative director), Ari Paparo (VP Rich Media, DoubleClick), David Rosenblatt (CEO, DoubleClick), Susan Bratton (CEO ve Co-Founder, Personal Life Media Inc.), Paul Frampton, Shar VonBoskirk (Principal Analyst, Forrester Research), Esther Dyson (Chair"woman" EDventure Holdings), Jonathan Bellack (VP of Publisher Core Products, DoubleClick) gibi isimleri alıp, 3 soru ile medyayı, pazarlamayı ve dijitalin geleceğini konuşturan bir prodüksiyon yapmışlar. Hani en azından bir gün süren ve 2000 dolardan ucuza mâlolmayacak bir semineri, bir seferinde sunuvermişler.

Güzel yanı şu ki, sağ tarafta konuşmacının girdiği konuları "highlight" eden bir düzenek de var ve sanki ekrandan size sunum yapılıyormuş gibi bir hisse kapılıyorsunuz ve konuşmaların deşifreleri de ayrıca pdf formatında size veriliyor. Üstüne bir kalem bir de defter vermediği kalıyor yani.

DoubleClick'ten, bizlere bir kıyak gibi. Link.

Lars ile yaptığım röportajın giriş kısmı da burada:

O koca kahkaha ise Heath Podvesker'e ait. Girişinden de anlaşıldığı gibi çok neşeli bir sohbetti. Haha! Dünyaları kurtardık. Sigaralarımızı da içtik (Lars'ın sigara kullanmasına şaşırmıştım. Enteresan. Heath, yeşilaycı.)