Pazar, Ekim 26, 2008
Cuma, Ekim 10, 2008
Gözünüze gerek yok, medya sizin için "görür"

Fotoğraf, Türk Telekom'un CeBit'teki standından. Bu fotoğrafın bana düşündürttükleri de aşağıda.
Fuarda standlarının bazılarında, bir atraksiyon olduğu zaman, etrafı insanlarla doluyor ve olaya sonradan dahil olan ziyaretçiler bu halkanın çevresinden, eğer boyları 2.10 m civarında değilse, hiçbir şeyi göremiyor. Yukarıdaki fotoğrafta ise görüldüğü gibi, kameralardan oluşan bir halka var ve bu halka çevredeki ziyaretçilerin Cem Yılmaz'ı görmesini bile engelliyor. Bu şekilde ne oluyor, "sizin görmenize gerek yok, biz görelim, size de gösteririz" durumu ortaya çıkıyor. Peki biz, tüketici/okuyucu/izleyici olarak, kameraların gördüğünü mü görüyoruz sadece yoksa herkes "farklı" mı görüyor? Bence herkes farklı görüyor. Aşağıdaki görüntüde olduğu gibi. (Daha önce bahsettiğim gibi.)
Çarşamba, Ekim 08, 2008
Reklamlarda gariplik
Cumartesi, Ekim 04, 2008
Güzel insan, çirkin insan
Maç yayınları, radyolar ve dünya
Geçen gün uydudan maçlara bakayım dedim. Maç saati geldiğinde "geçersiz servis" yazısı çıkıyor ve ben deliriyorum. Bu durumla ilk defa bir önceki dünya kupasında karşılaştık. ATV'nin yan kuruluşu olan kanal (ismini unuttum, araştırmaya da nasıl üşeniyorum...) kupanın tam ortasına geldiğimiz günlerde küt diye şifre koymuştu. Açıklama ise şu idi: "Uydu yayınları Türkiye dışından da seyredildiği ve bizim kanal sadece Türkiye'deki yayın haklarını aldığı için..."
İki taraftan ters bir durum:
1. Bu kural, tam kupanın ortasına geldiğinizde mi aklınıza geldi?
2. Şifreyi girmeden önce bangır bangır duyursaydınız madem. Altyazı geçse idi (hiç altyazı geçtiğini görmedim.)
Sonra NTVSpor, sonra CNN Türk, sonra Star... Hepsi tek tek şifrelemeye başladı maçlar sırasında.
Bunun yanında internet radyolarının birçoğunda ve podcast'lerde şarkılar birer birer yok olmaya başladı. BBC'nin podcast'lerini indirip dinlemeye başladığımızda müziklerin hepsi orada duruyordu ama sonra müzikler "fade out" olmaya başladı. Neden? "Uluslararası yayın hakları".
Eğer internet diye bir mecra var ise, bu "bir tek, (one and only)" mecradır. Ülkeye göre farklı muameleye başlamak ne zaman kırılacak, merakla bekliyorum. Bu konuya daha önce Michael Arrington'ın bir gözlemi ile girmiştim ama maç yayınlarına giren şifrelerin ardından iyice patladım. İşin bir diğer kötü tarafı ise yayın şifrelerinin internette dolanıyor olması. Şifreyi isterse Arapça versinler, yine de o şifre I2WANT3TO4KICK5YOUR7ASS şeklinde LATİN harf ve rakamlarından oluşacak ve bunu herkes görebilecek ve şifreyi alıcısına girip kırabilecek. Ee, neyi kimden kaçırıyorsunuz?
Sonra ne oldu? UsStream.tv'den seyrettik, oldu, bitti. Neden YouTube'da bazı videolara "bu video, Amerika ve Kanada dışında gösterilemez" ibaresi koyamadıklarını düşünüyor mu acaba bu "tv ve internet hukukçuları"?
ps. merak ediyorum, bir gün bu durum çözülebilecek mi? Global anlamda.
Cuma, Ekim 03, 2008
Laflar
Laf: "MSN'den sıkıldım". Çözüm: "Yahoo Messenger diye bir şey duydun mu hiç? Ya da Gtalk? Veya IM'siz yaşayamaz mısın?"
Laf: "Facebook amele doldu". Çözüm: "Dünyada da çok var. Mars'a mı taşınıyorsunuz o zaman? Arkadaş çevreni değiştirmeyi dene."
Laf: "Patron bunu istiyor." Çözüm: "Patronuna güzel görüneceğim diye iş arkadaşlarına çirkin mi görüneceksin? Elbette bir orta yol bulunur."
ps. Son günlerde aklımda kıvranıp duran cümlelerdi. Kafamdan attım, gitti.



