Murat Kaya

Perşembe, Kasım 13, 2008

Numara taşınabilirliği üzerine (tesadüf)

Numara taşınabilirliği geldi ya sonunda. Artık her GSM operatörü reklamı bu konunun üzerine gidiyor tabii. Neyse, benim anlatacağım şey numara taşınabilirliğinden biraz uzak olacak ama sonunda numara taşınabilirliğine gelecek.

Radyolarda, televizyonlarda eskiden reklam kuşağı "reklam" deyip başlardı (hatta bir zamanlar o "reklam" ibareleri de kalkmıştı ve reklama giren kanal logosunu saklamak zorunda kalmıyordu da, hangisi programın devamı-hangisi reklam, reklam nerede başladı-nerede bitti karmaşası oluyordu, neyse) ve sonra bir gün birileri bu "alanlara" da reklam almaya başladı. "Reklamlar" demek için bile reklam almaya başladılar. Belki de markalar için iyi oldu çünkü kumandaya ulaşmak için izleyicinin geçireceği birkaç saniye içerisinde bile o sırada kendisine verilen mesajı algılayabilmesi sağlandı.
Bu durum, radyolara da sıçradı tabii ki. Power FM'de de uzun süredir sabahları reklamlara girmeden önce Vodafone'un, harika bir müzik eşliğinde (Vodafone'un o reklam müziği gerçekten hoşuma gidiyordu) "Ramazanda konuştuğunuz kadarı, bayramda bedava" ve "yüklediğiniz kontör kadar mesaj bedava" gibisinden reklam mesajlarını ilettiği reklamları giriyordu. Şu anda bu bölümde Vodafone'un "numara taşınabilirliği" reklamı dönüyor.

Neyse. Sokak röportajları oluyor aynı radyoda. Soru şu "başınıza gelen en ilginç olay nedir?"

Kadının biri anlatmaya başlıyor: "Bir gece arkadaşlarımızla birlikte, kalabalık bir grup halinde Taksim'e eğlenmeye gittik."...
[Buraya kadar normal. Gözlemleri sıralayalım hemen: Eğlenmeye gidilen yeri mekan ismi olarak vermek daha çok üst segmentten bir ürün ise gerçekleşen bir davranıştır. Sadece semt ismi söylemek ise daha çok lokal/pavyon tadında bir yermiş izlenimi bıraktı bende. Neyse. Devam ediyoruz hikayeye.]

"Biz arkadaşlarla dans ederken, yanıma iki tane güzel kız yanaştı [Anlatan kişinin bir kadın olduğunu tekrar hatırlatıyorum]. Benle dans etmeye başladılar. Fena da kız değiller, neden benimle dans ediyorlar ki diye düşünmeye başladım ben. Hani ben de tek değildim, arkadaşlarla dans ediyorduk ama... Bunlar bütün gece boyunca benim yanımdan ayrılmadılar, her dans figürünü yaptılar benimle birlikte.." gibisinden devam ediyor anlatmaya. [Buradaki bir diğer gözlem: Yanına yaklaşıldığında, dinleyicinin bu hareketi tuhaf karşılamaması için 'yanında arkadaşlar olmasına rağmen yaklaşıldığı' vurgusunun yapılması dikkatlerden kaçmıyor.]

"Sonra gecenin ilerleyen saatlerinde, benimle birlikte lavaboya geldiler ve benimle nasıl ilgileniyorlar, nasıl ilgileniyorlar, anlatamam, hatta oradaki lavaboda benim ayaklarımı yıkayıp bir de bana masaj yaptılar. Telefon numaramı alıp, benle devamlı görüşmek istediler. Ben de onlara mecburen numaramı verdim. Devamlı aramaya başladılar beni. Ben de kurtulmak için binbir yalan söyledim onlara. En sonunda geçtiğimiz haftalarda ancak kurtulabildim onlardan. Numaramı değiştirdim..." diyor ve hikaye burada küt diye bitiyor.

Peki sonra ne oluyor? Bir üst paragrafta, radyodaki kişinin anlattığı hikayenin son kelimesini duyduğumuz gibi "reklam saati" geliyor ve radyonun reklam bandı devreye giriyor:

"Numaranızı değiştirmeden Vodafone'a geçin, rahat edin" gibisinden "numara taşınabilirliği" spot'u. 

Buyrun buradan yakın. Hikaye nereden gelip, nereye bağlanıyor, program nerede kesilip, araya küt diye reklamlar giriveriyor. Üstüne para verip, senaryo yazdırılsa bu kadar alakasız iki halat, üst üste denk gelemezdi herhalde.

Peki olumlu algı mı, olumsuz algı mı? He onu algı ayarlarına sormak lazım.