Murat Kaya

Pazar, Ocak 18, 2009

Gecenlerde lastikci diyordu ki: 'abi cukurlara dikkat ediceksin yoksa lastik devamli yipranir ve patlama riski tasir.'

Ben de dedim ki: 'Bana bir tane cukursuz yol soyle Istanbul'da'.

Ne kadar da kaniksadigimizi fark ettim o sirada. Cukursuz yol olmayacagi konusunda. Sahil yollarimiz bile igrenc, yabanci devlet adamlarini nasil geciriyoruz o yollardan, hadi onu gectim arac kullanarak vergi odeyen halkina, muhendislerinin muteahitlerinin ve devlet karayollarinin reva gordugu asfalt bu mu? Halbuki bir kasabin 'aaa bu hafta dana eti gelmedi onun yerine at eti sattim size' demesi, bir firincinin 'un yoktu o yuzden size cimenden ekmek yaptim' demesi ne kadar mumkun olmayan bir seyse, isi sadece yol insa etmek olan birilerinin de karayollarindan aldigi ihale ile milletine boyle bozuk yollar armagan etmesi ve bizim de 'Cukursuz yol mu olur' diye kendimizi kabullendirmis olmamiz, ne tuhaftir, ustelik yirmi birinci yuzyilda. hala. Colde insa edilmis otoyollarin hikayesini dinledigimizde sasiralim diye herhalde.

Salı, Ocak 13, 2009

Aralık'ın sonu Ocak'ın başından notlar

Bloga eskisi kadar (eskisi dediğimiz de birkaç yıl önce) sık yazamadığım için geçtiğimiz ayın başında kendime yeni bir format seçmiştim. Amaç, oraya buraya yazıp (kağıt parçalarına yazdığımda daima kaybettiğim) notlardan bir derleme yapıp, post'u kısaca bitirmek.

Önce dolma/sarma ikilemine takıldım. Öğle yemeği saatlerindeydi sanırsam. Birilerinin sarma siparişi verirken "dolma" demesine takılıp kaldım. Bu insanların "dolma" siparişi verirken hangi kelimeyi kullandığını merak ediyorum çünkü. Dolmaya sarma, sarmaya da dolma demek kukuya pipi, pipiye de kuku demek gibi geliyor bana. Çocukların ve Türkçeyi yeni öğrenenlerin aklını karıştırabilir. Ufak bir kitle deyip geçmeyin. Artık "büyük kitle" diye bir şey yok. Geçtim.

Sonra "müdür" kelimesine takıldım. Bir zamanların 'kalantor' tabiri şimdilerin 'paspas' sözcüğü oldu. Halen bazı bölgelerde diğer insanlara hava atma titri olarak kullanılsa da çok kısa bir süre içinde anlamı tükenecek (nesli tükenen kelimeler gibi, anlamı tükenen sözcükler de var sanki) kelimeler arasına girecek. Komedi Dükkanı'nın bu "müdür" tabirinin genişlemesinde etkisi var. Yolda "Hoop müdür" diye seslenen birisini duyduğumda aklıma hep Tolga Çevik geliyor ve bu 'havalı' titrin bitişini hatırlatıyor. 'Amir' kelimesine de kıl olduğumu ve bunun taa ilkokula dayanan bir kıllık olduğunu da unutmuyorum. Yüksek lisans hocalarından birinin her derste (işletme bölümü) "Apreleme" kelimesini kullanmayı becermesine şaştığım gibi bir ilkokul öğretmeninin de (kendi ilkokul öğretmenim) her derste nasıl bu kelimeyi kullanmayı becererek 'amir' kelimesinin çocukluk yıllarından itibaren bende 'pok püsür' algısı bıraktığını halen çözebilmiş değilim.

Eğitim ile her şeyi çözebiliyorlar mı diye düşünüyorum uzun yıllardır. Daha önce birkaç defa bu konuya girip çıkmıştım ve eğer blog, yazarının kendi düşüncelerini paylaşarak 'çözüme' veya 'gelişmeye' açıldığı anlamında kullanılıyorsa, yıllardır bende bu hususta herhangi bir çözüm ve gelişme olmadığını da itiraf etmek zorundayım. Yes Man'i izlerken de bu düşüncelere çok sık kapıldım. Bir de ilk eğitim günlerinden itibaren neredeyse dünyadaki tüm bilgiler ile donatılmaya başlayan insan evladının belirli bir yaşın üzerine geldiğinde sadece içinde bulunduğu şehrin adını ve bir iki coğrafi özelliğini (hangi semt nerede, hangi vesait ile gidilir) bilgisi ile hayatına devam ettiğini ve üzerine bir de şehrin nüfusunu aklında tutabildiği zaman çok büyük işler başardığını düşünmem de çok eski zamanlara dayanıyor. (Böyle uzun cümleler kurduğumda çok fazla anlam kayması, devrik cümle, kırık kelime bırakabiliyorum arkamda. Olsun.)
Jim Carrey'in en son komedi örneği olarak Liar Liar'ını sayıyordum. Yes Man'in konusunu okuduğumda da "Liar Liar gibi bir şey" beklememe rağmen gözlerimden yaş gelene kadar güldürmeyi başardı bu film ile. Yalancı Yalancı'nın bir başka versiyonunu izleyerek salondan çıkacağınızı düşünmeyin hiç. Bambaşka bir hikaye bu. 16 Ocak'ta sinemalarda. Jim Carrey'in eski tadını özleyenler için (filme akşam saatlerinde gideceğinizi düşünerek) güzel bir akşam yemeği.

Evet diyebilmek için bile bir eğitime mi ihtiyaç var? Galiba evet. Zaten her gün de bir eğitim değil mi? Okuldaki sadece "öğrencilik mesleği". Teori ile pratik sadece birbiriyle birkaç ortak harf içeren iki ayrı kelime ve iki ayrı işletim sistemi.

Bir de Fida Film'in film öncesi -jenerik mi denir ona- zımbırtısını değiştirmesi gerekiyor: Çok fazla 'Tinto Brass' kokuyor çooook.

Bu şekilde not olarak alınmış 8 şeyden sadece 4 tanesini kullanarak, bitiriyoruz. Bir sonraki post'ta görüşmek üzere.